EFE ve PODCASTÇİ ARKADAŞLARI

SEYİRCİLERİMİN DİNİ TERKETME HİKAYELERİ

Merhaba, dinler konusunda kafasında sorular olan arkadaşlarımızın faydalanabilmesi için seyircilerimden dini terketme hikayelerini yazmalarını istedim. Tabi ki isimlerini gizledim ve siteyi kapattıracak ya da konuyla ilgisiz yerleri kestim.

Benim hikayemi de merak ettiğinizi bildiğim için önce kendiminkinden başlayayım. Diğer arkadaşların geçiş dönemlerinin benimkinden çok daha kolay olduğunu görüyorum. Benimki çok daha uzun ve zordu çünkü ben evrimcilere ve ateistlere karşı tartışan birisiydim. “Ateistler her şey tesadüfen olmuş diyor, ama böyle mükemmel bir düzen nasıl tesadüfen olabilir” diyenlerdendim, ama aynı zamanda bazen kendi kendime “ortada bir sürü yaratıcı, din ve bunların farklı yaradılış hikayeleri var. Benim aileminkinin doğru olduğunu nereden bilebilirim?” diyordum. Din konusunda iki dönüm noktam oldu. Birincisi yandaş bir gazetecinin canlı yayında “başörtüsü dini açıdan bir zorunluluktur, bu bir kere tartışılmaz” demesiyle Kuranı baştan açıp okumamdı. Bize “bizim dinimizde böyle şeyler yok, çarpıtılıyor” denilen her şeyin aslında var olduğunu gördüm. İkincisi ise Richard Dawkins’in kedileri çok seven bir mehdi ile dalga geçtiği bir videoydu. O videoda öncelikle evrimci adamın ne kadar mantıklı konuştuğunu ve kendisinin gerçek bir bilim adamı olduğunu gördüm. Daha sonra da evrimin Türkiye’de kasıtlı olarak yanlış anlatıldığını fark ettim. O dönemlerde artık kendime karşı dürüst olmaya karar vermiştim, ve “bana bir yalan söyleniyorsa bunu bilmek isterim” mantığıyla hareket ediyordum. Bu dürüstlük sonucunda şu sonuca vardım. Semavi dinlerde insanlar Adem ile Havva’dan geliyordu. Dolayısıyla ilkel mağara adamları var olamazdı. Bir sonraki adım olarak ilkel mağara adamlarını araştırdım, çünkü bize Piltdown adamı olayı gibi olaylar gösterilip mağara adamlarının uydurma olduğu anlatılmıştı. Bunun da yalan olduğunu, Piltdown adamından sonra gerçek bir sürü mağara adamı kemiği bulunduğunu öğrendim. Ve sonra geri dönüp beni senelerce inandıran ayet mucizelerine baktım. Mucize olduğu söylenen ayetlerin kendi başlarına okunduğunda içlerinde mucize falan olmadığını, bunların insanların zorlaması olduğunu gördüm. O nokta dinden çıktığım noktaydı. Evrim ve din konusunda karşılıklı argümanları okumaya, semavi dinlerin kutsal kitaplarını parça parça sesli kitaplardan dinlemeye devam ettim. Şunu gördüm ki, evrim karşıtları ve dincilerin hiçbir argümanı yok. Ellerinde sadece demagoji ve laf salatası var. Halkımızın “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” inancı yüzünden ellerinde ateş olmamasına rağmen bol bol duman yaratıp ortada bir ateşin olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Olan bu.

***

Merhabalar , ateistliğe giden yolum kısaca tarih dersi merakımdan oldu.Bundan 5 yıl önce lise 1 sınıftayken tarih derslerinde koskoca bir osmanlı haritası
görüp ‘ vay buralar eskiden bizimmiş , şimdi ufacık yere sıkıştırmışlar bizi ‘ derdim.Okullar tatile girdiğinde evimde internet bile yoktu ve canım çok sıkıldığı için
okul döneminden kalan kitapları tekrar etmek ve bilgilenmek amacıyla okuyordum.Derslerde görüp sadece fotoğraflara baktığım tarih kitabını , tatilde sular seller gibi
ezberledim.9 ay kadar sonra evimize internet bağlattık ve osmanlı merakımı youtubedan araştırarak geliştirmeye çalıştım.Aramaya çok saf duygularla Fatih Sultan Mehmet
yazıp aradığımda kadir mısıroğlu’nun konuşmaları çıkıyordu.Yine saf duygular ile (gerçekten öğrenmek ve merak sebebiyle) açıp bu videoları izlemeye başladım.Her konuşması
ezber bozan , marjinal ve uçnoktada konulardan ibaretti.(mesela atatürk kurtuluş savaşını bir maymun sayesinde kazandı.) Tabi iş böyle olunca merakım dahada artıyor
her konuşmasını izleyip bilgi ediniyordum ama ben onun nasıl bir yalancı olduğunu bilmiyordum.Tabi onu koyu izleyip takip ettiğim dönemde 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi
olacaktı ve yine konuşmasında dediği üzere ‘Tayyip beye oy vermek sevaptır , demokrasi haramdır ama şeriat gelmesi yolunda alınan bir nefestir oy kullanmak’ sözlerini ciddi
mantıklı , dürüst sanıp oyumu bile tayyipe verdim.(O dönemler çomar olduğumu inkar etmiyorum 😀 )Ancak herşey yolunda giderken birgün okulda Türk Edebiyatı dersinden sınav
olduk ve sınavda sorulardan birinde ‘aşağıdakilerden hangisi türk dili ile aynı ailedendir?’ gibi bir soru vardı.Sınavdan bir önceki gün sınava çalışmak için internette
soru çözdüm kadir mısıroğlu dinleyip uyumuştum.Kadir mısıroğlu konuşmasında ‘Macarlar , Türktür çünkü HUNGARY derler kendilerine hungary hun kelimesinden gelmektedir ,
dilleride türkçedir gidin bakın sokak isimleri Türkçedir’ demişti.Tabi aklımda bunlar kaldığı için o gün şıklardan A-Hintliler B-Macarlar C-Yunanlar D-Araplar gibi
şıklardan gidip B-Macarlar seçtim.Aradan bir kaç gün geçtikten sonra sonuçlar açıklandığında hocamız kağıtları bize tekrar dağıttı ve yanlışlarımızı görmemizi sağladı.
Ben çok şaşırmıştım çünkü o soru yanlıştı ve nottaki düşük bir puan almıştım.O gün kadir mısıroğlu’nun yalancı olduğunu bizzat yaşayarak anladım.Zaten her videosunun
altında gerçekleri benden önce görmüş insanların ‘yalancı , deli , çomar , yobaz’ gibi yorumlarını gördüğüm için kafamda soru işaretleri vardı ve artık yalancı olduğuna
emindim.Tabi bu sinirle bir kaç yorumda ben yaptım umarım diğerlerine ders olur.Daha sonra tarih merakım bitmediği için bu sefer ünlü tarihçimiz İlber Ortaylı hocayı
takip etmeye başladım ve söylediklerini sadece onun ağzından duyup inanarak değil vikipedia internet sitesinden karşılaştırarak öğrenmeye çalıştım.Söyledikleri çelişmiyordu
aksine çok zekice konuşmaları vardı.Tabi onu takip ederken tamamen ŞANS ESERİ olarak bir gün youtube’dan Teke Tek Özel programını buldum bölüm bölüm izlerken çok sevdiğim
büyük profesör Celal Şengör hocamıda orada tanıdım.Bir gün İlber hoca avrupada seminerde olduğu için programa katılamadı ve programda sadece Fatih Altaylı ve Celal Hoca
vardı o bölümde tarih yerine evrim ve bilim konuşuluyordu.(Üstelik yancı bir kanalda dini yalanlayan bir program olmasıda ayrı bir şanstır , Habertürk Kanalı)
O gün Celal hoca evrimi anlattı ve kanıtlarını sundu ben çok şaşırmıştım çocukluğumdan beri duyduğum ve ilahi bir güç olduğunu düşünüp inandığım Adem ile Havva hikayesi
bilim tarafından kesin bir dille reddediliyordu.O programı izledikten sonra ateist oldum(20 Mayıs 2016).Sonra merakım sadece tarih değil , bilime doğruda kaydı.Facebookta ateistler & deistler
grubuna katıldım ve bir gün orada efe aydal reisin , huzur irfan ramazan turu videosunu gördüm.Tamda o dönem ramazan ayıydı ve efe reiside o dönemde tanıdım(10 Haziran 2016)
Şuanda okumaya ve araştırmaya devam ediyorum.Hayatımda ilk defa soru kitapları hariç kitaplara para verdim ve artık kulaktan duyma değil filmlerle değil kitaplardan
öğrendiklerim ile bilgileniyorum.

Not : 4 Ayda , 3 arkadaşımdan 2 sini aydınlatarak deist yaptım.Bilgi paylaştıkça çoğalır vicdan en büyük inançtır.

***

***

İ.A.

Selam efe ;

 Ben imam hatip mezunu ailesi hacı sülalesi dindar bir ateistim. Nasıl ateist olduğuma gelince ben zaten okul zamanında bile bu tarz olaylara farklı bakıyordum yorum yapıyor ve yanlış olanlara korkmadan yanlış diyebiliyordum. Tabii ki içimde allah korkusu ve peygamber sevgisi vardı. Sadece mantıksız gelenleri çevreme “bu biraz tuhaf değil mi ?” diyordum o kadar. Sonra bir gün bir hocanın vaazında sakalı jiletle kesmenin dinden çıkma ve lanetlenme olduğunu duydum. Adamın söyledikleri saçma geldi tabii önce. Ardından bir araştırayım bakalım devamlı pc başındayım bir de buna vakit ayırayım dedim. Baktım buna uygun bir kaç hadis var . kuranda yazmıyor tabii ki. Sonra kuran  ve hadis arasındaki çizgiyi imam hatipli olmama ragmen tam bilmediğimi farkettim. Mesela hadisin ne kadar kuvvetli ya da kuvvetsiz olduğunu tahmin etmiyordum. Namaz kılın 5 vakit kılın şöyle kılın. Diye kuranda yazıyor sanıyordum. Meğer biz hadislere göre kılıyormuşuz. Neyse hadis ile kuran arasındaki farkı ve günlük hayata ve dine etkilerini daha iyi kavrayınca biraz araştırayım dedim. Şimdi bu sakal mevzusu ardından dövme mevzusu geldi. Bazı sitelerde yorumlar tamamen hadisleri işaret ediyor ve bazıları da “hadislerde deve sidiği içmek de sünnet diyor bunu neden almıyorsunuz” tarzında inkarlara gidiyor. Sonra dedim ki cidden bu işimize gelen hadisi alıp uygulamak işimize gelmeyen hadisi uydurma yalan bulmak ne iş derkenn öyle bir derine indim ki. Çelişkilerle ile başlağım serüvende kuranı 3 kere okudum.  Ateist forumlarda gösterilen çelişkileri kelimesi kelimesine tercüme  ettim . yorumladım. Diğer tefsir ve mealleri karşılaştırdım. Sonuç KOSKOCAMAN bir saçmalık. Muhammetin hayatının diyanetin 4. Ciltlik kaynaklarından okudum. Iyice ikna olmak için sonuçta dinden çıkmak kolay olmuyor. Baktım ki sonuç rezalet ! sonra iyice emin oldum. Dedim ki din yok. En yakın arkadaşımla bu konuyu konuştuk. “peki ya diğer dinler mantıklıysa” dedi ve hemen incil ve tevratı okudum. Tamamını bitirdim diyemem kitapların yarısında çıktım diyelim J onlar daha berbat. Sonra dedim ki ben Deistim. Sonra bilime verdim kendimi bu sefer dedim agnostik’im 2 yıl boyunca çok ciddi bilimsel makaleler,kitaplar okudum belgeseller izledim en son olarak dedim ki bir Tanrıya ihtiyaç yok! Yokluğu ispat edilemiyorsa varlığına delil değildir. Yaklaşık 3 yıldır Ateistim ve o kadar eminim ki ! dinler toplumun Afyonudur sözü varya . o tamamen doğru.

Daha yazacağım o kadar şey var ki daha çok detaylı, neden sonuç ve bilimsel nedenler anlatabilirim ama sadece ateist olma hikayeniz demişsin o yüzden bunları kaba taslak anlattım. Ve bu uzun yazıda o kadar çok imla, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu var ki. Uğraşıp düzeltemedim. Kusura bakmazsın artık.  

 ***

D.Ş.

Merhaba Efe Abi.

 Babam emekli olduktan sonra Datça’ya taşındık. Taşındıktan sonra öğretmen emeklisi olan babam derslerimle ilgilendiği için derslerim mükkkemmel derecede iyiydi. o yüzden de dönem ödevi saçmalığını sırf almam zorunlu olduğu için gidip DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ adlı dersten aldım.

Verilen ödev Kuran’ın okunması ve yorumlanması idi. Müftülükten aldığım yardım sayesinde Kuran’ı tamamen okudum ve o zamanki kafamla bile (ki o zamanlar pc oyunlarından başka bişey düşünmezdim…. Yani şimdikiyle aynı nerdeyse.) bişeylerin yerine oturmadığını hissettim. Bir yanlışlık vardı ortada. Dinin emrettiği herşey absürt bir şekilde kitapta bahsi geçen Tanrı’nın yüceliğiyle hep çelişiyordu. Müftülükteki görevliler diğer kutsal kitapların da onlarda mevcut olduğunu söyleyince onları da alıp okudum. Orada da aynı durum karşıma çıkınca dinle alakalı bişeyler kafamda çatırdamış oldu Kafamda bu sorular dönedururken Tokat Fen Lisesi’ni kazanarak annemin memleketi olan Tokat’a gittim.

Burada ise insanların (yobaz insanların) din kisvesi altında ne kadar geri, mantıksız davrandığını gördükçe dinden iyice soğudum. Daha sonrasında ise çok muhterem bir hocaefendimizin (miyav miyav) yeğeni olduğumu öğrendim (direkt değil ama uzak akrabası da değilim.) Onun yayınlarını izledikçe, okudukça dinin kendi inananlarını nasıl bir gaflet ve cehalet içinde bıraktığını, önümüzde bilimsel veriler varken ve her gün sayısı artarken dine saplantılı şekilde kalmış bütün çoğunluğun gözlerinin önündekini ellerinin tersiyle itip taaa bilmemkaçyüzyıl önce yazılmış kitabı hiç sorgulamadan inandıklarını farkettim ve din ile bağlarımı kopardım. Tanrı ile dersen… O konuda da henüz emin değilim.

***

Rumuz: Promet

Selamlar Efe,

Büyük bir güneydoğu şehrinde doğdum. Babam esnaf, annem ev hanımı. Orta direk bir aileydik yani ne fakir ne zengin. Babam bana hep esnaflığı öğretmeye çalışırdı. Fakat ben yapamazdım çünkü benim için ticaret insanları kandırıp paralarını almaktan ibaretti. Bu yüzden utanırdım ve yapamazdım.

Mizaç olarak çok çekingen, utangaç ama meraklı bir çocuktum. Merakımı kendim gidermeyi öğrendim. Çünkü bizim kültürde soru sormak, merak etmek ve bilgi ve/veya fikir sahibi olmak yanlış kabul edilir. İş yerinde kitap okur, internette çok vakit geçirirdim.

Yaşadığım şehirdeki üniversitede okumam için babam tarafımdan zorlandım ve 3 yıl boyunca okudum. Bu 3 yıl boyunca bölümle hiç ilgilenmedim.

Yanlış olduğunu hissettiğim şeyler vardı. Mutsuzdum, ümitsizdim ve en önemlisi sorularım cevapsızdı. Cevap aramaya başladım. Aradığım cevapların tarihte olduğunu gördüm. Dolayısıyla kütüphaneyle tanıştım. Evet 18 yaşında tanıştım. Maalesef kültür…

Tarihi araştırırken aslında önce kendim sonra diğer her şey hakkında hiçbir şey bilmediğimi farkettim. Ciddi şekilde bilgi açlığı hissettim ve 2 yıl aralıksız araştırdım. Tipik olarak intihar düşüncelerim oldu, geçti. Ölsem bir şey değişmeyecekti madem yaşayayım dedim.

20 yaşında yaşadığım şehirden kaçıp İstanbul’a gittim. Yeniden üniversiteye girdim. Önceki yıllarda edindiğim bilgiler ve buna rağmen artan sorularla İstanbulda yaşamaya başladım. Edindiğim arkadaşlar çok farklıydı. Bazıları çok farklı düşüncelere sahipti. Tartışmalara başladığımız ilk zamanlar dehşete kapılmıştım çünkü ateist ve agnostik olanlar vardı. Sonraları onların düşünceleri üzerine vakit harcamaya karar verdim çünkü farklıydı ve mantıklıydı. İki yıllık araştırmalar sorularım üzerine sadece geniş bir çerçeve çizmişti. Artık bunların içini doldurmaya başlamıştım.

Bilim ve tarih en çok ilgilendiğim alanlar oldu. Evrimsel biyoloji ve insanlık tarihi tamamen düşüncelerimi şekillendirdi.

İçinden geldiğim kültürün ve inanışların yalan olduğunu ve neden o yalanlarla yaşamaya zorlandığımızı anlayınca dinden tamamen uzaklaştım.

Muhafazakar bir anadolu ailesinden çıktım yola, meraklarım ve sorularım beni İstanbul’a götürdü, tanıştığım açık fikirli insanlar farklı düşünmemi sağladı ve bilgi açlığım altyapımı oluşturmama neden oldu.

Kısaca dinden çıkma hikayesi benim için öğrenmek ve düşünmek eylemlerinin kaçınılmaz sonucudur; tabii ki sorgulayan beyinler için.

Sevgi ve saygılarımla.

***

Rumuz: Kırmızı Balyaj

Müslüman bir ailede yetiştim.  Ebeveynlerim ılımlı olmasına rağmen yakın akrabalarım koyu dincilerdi. Kendimi bildim bileli ortaokula kadar bütün hayatım camiilerde geçti. Sabah namazını dahi kaçırmaz, camiiye gider ibadetimi yapar, gözyaşları ile dua ederdim. Sonra farkettim ki dualarım hiç kabul olmamıştı. Hayatım iyiye gitmiyordu. Huzur bulmuyordum. “İmtihandır” dedim uzun bir süre boyunca. Birkaç sene devam ettim. Kuran okumayı biliyordum fakat hiç akıllı bir kafayla mealini okumamıştım. Mealini okudukça sorular patlamaya başladı kafamda. Bütün merak ettiklerimi, anlamadıklarımı not ediyor ve araştırıyordum. Din adamlarına soruyordum. Tatmin edici cevap almamaya başladım. Cemaat olayına girmiyorum çünkü orası delinin kuyusu gibi. Işidin farklı versiyonu. Kafa kesmeyip onun yerine yeni kafa takmaya çalışıyorlar. Sonra sorularımın şeytanın oyunu olduğunu düşündüm. İmtihandır dedim. Bütün düşüncelerimi kenara itmek gibi bir hata yapmıştım başlarda fakat sonradan bütün sorguladıklarıma yeni sorular ve cevaplar ekleyerek ibadetlerime devam ettim.

 Birden aklıma ‘adaletsizlik’ geldi. Benim dönüm noktam bu kelime oldu. Bu dünyada adaletsizlik vardı. Allah bu kadar adaletsiz olamazdı. Hiçbir eğitim almadan şöhret olan şarkıcıları düşündüm. Milyonlar kazanıyorlardı ve herkese yardım ediyorlardı, psikolojileri hiç bozulmuyordu ve mutluluk dağıtıyorlardı, ibadet de ediyorlardı. Fakir ülkede yaşayanlar binbir depresyon ve bozuk psikoloji ile yaşam savaşı sürerken bir de ibadet etmesi gerekiyordu. Zengin ailelerin çocukları çok iyi eğitimler alıp bir zorluk ile karşılaşmadan ibadetlerini yapabilir durumda oluyorken, fakir ailelerin çocukları binbir güçlük ile okuyordu.  Annesi ve babası sporcu olan birini sporcu olur, annesi babası obez olan biri obez olur. Kendisi zengin fakat ailesi fakir olan birinin hikayesini dinlediğin zaman adam şöyle cümleler kurar “o kadar zordu ki okumak, bunu başarmak için her şeyimi feda ettim, günlerce acı çektim” der. Allah herkese eşit şans tanımıyor, fakat herkesten aynı ibadeti istiyor. Ben namaz kılmak için rızkımı kesip, işimden izin alıp camiiye gideceğim, patrondan binbir laf yiyeceğim ve başkaları haftada 1 saat çalışıp rahatlıkla ibadetini yapacak. Ben beynimi sakinleştirmek için reçete ile ilaç alıyorum sırf böyle bir hayata sahip olduğum için, üst kesimden insanlar yalılarında oturuyor rahatça. Adaletsiz bir hayatta böyle bir dine yer olamaz.

 ***

  S.N.

2004 te izmire yerleştik derken lise çağım geldi ve beni komşular oraya yönlendirdi imam hatip lisesine hic bilmiyordum ama gene önceden gidip birseyler okurdum.  Camiye giderdim.  Daha sonra imam hatip yıllarında nesh edilmis ayetleri açıklamaya çalıştılar ve hep yanlı anlatım.  Ben her zaman tarafsız yaklaşmak istiyordum.  Sohbetlere katılıyordum.  Iki üç yerin sohbetine ve hepsinin halini anlıyordum dini kullanıyorlardi.  Çünkü biri diğerine küfür ederdi.  Ama ikisinin içindede bulundum. Daha sonra ayetlere bakmaya başladım ve hep bir ispat aradım.  Okulda derslerde gördüğümüz hep aynı biri asil dinin bu olmadığını söylüyordu.  Öte yandan zaten tarihimi araştırdığım için bunlar saçma geliyor ve reddetmeye başladım. Gök tanrı inancı daha mantıklı geliyor ama oda yetersiz kalıyordu. Kendi içimde hep sorguluyordum.  Gecen yil üniversitede iki arkadaşla tanıştım bana yakın oldu çünkü tarih konuşuyorduk ve geldi daha sonra biraz takildiktan sonra ateist olduğunu ve seninde öyle olduğunu düşünüyorum dedi.  Yok dedim inkar ettim çünkü baskıdan korkuyordum. Ve daha sonra sizi yönlendirdi ve bir kaç videonuzu izledim.  Zaten kafamda bitirmiştim ama sizin videolarız faydalı geldi pekistirdim sonra celal şengör beye sardım ve aldı başını gitti. Aslında daha bir çok sey var. Afganistan a gittiğimde olayı görüyorum herşeyi görmek mümkün orda da 1 sene kaldım bu da yeterli olmuştu. Cok şey yaşadım gördüm öğrendim.  Öğrenmeye devam.

 ***

D.G.

Merhaba Efe.
Kendimden biraz bahsetmemin, beni anlaman açısından faydalı olacağını düşünüyorum…
Ben 13.11.1985 İzmir doğumluyum. Çocukluğum İzmir’de geçti. Dindar olmakla arası çok iyi olan bir aile içinde büyüdüm. Okumaya başladığım zaman babam, abimle beni kuran kursuna gönderdi. Çocukluğumdan beri herşeyi sorgularım. “neden hayvanların kafasını kesip yiyorlar?…” gibi… 13 yaşındayken merkezden Ayrancılar kasabasına taşındık. Oradaki hayatımı hayal meyal hatırlıyorum çünkü en kötü zamanımda en kötü yerdeydim…
Benim babam ayakkabıcı. Orada büyük bir mağaza açtık ve 6 yıl boyunca orada yaşadık. Orası şu anda nasıldır bilemiyorum ama o zamanlar yobazlar ve sofularla dolu bir yerdi. Amcamlar ve baba tarafından birçok akrabamız orada yaşıyordu. 13 yaşımdan 19 yaşıma kadar hiç mutlu ve huzurlu bir günüm geçmedi orada. Derslerim çok iyiydi. Beni Torbalı’daki süper liseye gönderdiler ama ben müzikle ilgili bir iş yapmak istiyordum. Kemalpaşa’daki Güzel Sanatlar Lisesine gizlice gidip yetenek sınavlarına katıldım ve kazandım ama beni göndermediler. Sebepleri de şuydu ; “yatılı bir okula kızımızı göndermeyiz ve müzik insanı dinden uzaklaştırır. Güneş gözlüğü takan insan namaz kılmaz, keman çalan insan dinsizdir”… Zaten bu insanların inandıkları herşeyden nefret ediyordum. Beni müzikten kopardıkları ilk an da dini ve insanları sorgulamaya başladım…
İlk önce ilk kutsal kitap sayılan tevrattan başladım. Özetle Musa denen bir adamın bir kitap yazdığını gördüm. Yazmayı öğrenmiş, yazmış… Sonra zebura geçtim. Saçma sapan şiirler okudum. “kutsal kitap dedikleri şey hayatım boyunca okuyacağım en saçma şiir kitabı heralde” diye düşündüm… Daha sonra en çok fanı olan incile geçtim. Baktım ki bir tane değil, teker teker buldum üşenmedim okudum… Adamlar İsa diye bir adam uydurmuş ya da bununla vakit geçirmişler heralde,birbirlerini yalanlaya yalanlaya, adamı öve öve yere sığdıramamışlar, yakıp göğe göndermişler… Sonra hak din kurana geçtim. Güya ondan bir tane var ama ne hikmetse her çeviri farklı farklı ve kimse doğru dürüst çeviremiyor. Nereden baksan 4 tane çevirisini baştan sona okudum ama önceki kutsal sayılan kitaplardaki saçmalıkları yalanlayıp daha saçma şeyler anlatan ve o yalanladığı kitapları da kutsal kitap sayan, bir çevirisi bir çevirisini tutmayan, çocuğa anlatsan “o neden, bu neden?” diye sordurtacak mantık terk bir kitap okudum. Aslında açıklamaya kalksam o kadar çok saçmalık var ki, normal kitabın sayfası 600’se, benim saçmalıkları açıkladığım bir kitap olsa ikiye belki de üçe katlar… Müslümanlığı sorguladığım sırada bir süre 5 vakit namaz bile kıldım ve en son namazımda “ne yapıyorum lan ben? Saçma sapan şeyler için namaz kılıyorum” dedim. Bilime ve teknolojiye çocukluğumdan beri merakım vardı. Kendimi bilime,teknolojiye ve heavy metal müziğe verdim. Kendime bir dünya yarattım. Bu süreçte insanlardan kendimi soyutladım. Kendimi bu gerçekle yaşamaya alıştırmam hiç uzun sürmedi. Aynı ortamda normal hayatımı yaşarken kendi dünyamı büyütmeye, kendimi geliştirmeye başladım ve o günlerden beri içim ferah ve durumum ne olursa olsun mutluluğun kıymetini bilen bir insanım. Çünkü bana mutluluk veren şeyler diğer insanlarınkinden her zaman farklı oldu, zor elde ettim bu çözümlemeyi çünkü. Aklıma neyle ilgili olursa olsun bir soru geldiği zaman dibine kadar sorgulayıp, zekam ne kadarına el verirse o kadarına inanıyorum.  Belki fazla yalnızım ama kuru kalabalıktan uzak durmak bana huzur veriyor. Ben böyle mutluyum. Ateistim. Sorguluyorum. Mutluyum. Sorgulamadan, bilmeden, anlamadan inandığım hiçbir şey olmadı, olmayacak da…

 ***

 B.Y.

3 yıl önce ben 13 yaşındayken internette evrim ile ilgili “evrim aldatmacası” tarzında bir video izledim ve video mantıklı gidiyordu. Bu kadar saçma bir teoriyi nasıl savunabiliyolar diye düşündüm. Hakkında bu kadar tartışma olan rvrim hakkında bilgim de azdı ve bilim ile bu kadar ilgisi olan biri olarak bu konuyu daha fazla şey öğrenmem gerektiğini fark ettim. Önce evrimi savunanları okumalıydım ki çürütebileyim diye düşündüm çünkü yetiştiğim ortam bana skeptik bir düşünce aşılamamıştı. Yaptığım araştırmalar sonucunda tez ve antitezleri karşılaştırdım ve oldukça şaşırdım evrim teorisi çok ilgi çekici ve gerçekti. Bu şok ile birlikte aklıma adem ve havva hikayesi geldi bu konu üzerine düşündüm internette araştırma yaptım ve iki seçeneğim olduğunu farkettim, bilim ya da islam. Dindar bir çevrede büyüsem de bilim her zaman benim için önemliydi fakat hızlı karar veremezdim. İslam doğru inanç mı diye düşünürken islamın “bug” larını araştırdım ve bir şok daha yaşadım fakat şoktan çok nir aydınlanmaydı bu. Çünkü bu o yaşıma kadar dünyada fark ettiğim bir çok tuhaf şeyi açıkladı, gerçek islamın ne olduğu gibi. Diğer dinleri araştırdım ve mantık yolu ateizme doğru ilerlerledi. Başta yine şok oldum. Fakat içim rahattı çünkü diğer ateist filozoflar,  hayran olduğum bilim insanları doğrı yolda olduğuma bir işaretti ardından felsefeye de ilgim arttı ve araştırmaya devam ediyorum işte. Şu ana kadar yaşadığım her şok insanların düşündüğüm kadar zeki ve kültürlü olmadığını gösterdi bana. Bu bana kendini beğenmişlikten çok, özgüven kazandırdı. Ve diğer kendini deist, agnostik, ateist olarak adlandıran bir çok insan gibi beni bilime daha çok yakınlaştırdı. İşte benim hikayem kısaca böyle.

 ***

 N.K.

İlk okuldan beri tanıdığım bir arkadaşımla seneler sonra buluşmaya karar verdik. Kafeye geçip oturduğumuzda bana bir kaç soru soracağını söyledi. Başladı konuşmaya. Neye inandığımı, neden inandığımı sordu. Tabi her müslüman olduğunu iddia eden insan gibi bende savundum kendimi sebeplerini açıkladım. Kırmızı hap videosunu izlemiş olacak ki bana oradaki soruları sordu. Tabir-i caiz ise göt gibi kaldım. Cevap vermeye çalıştıkça daha da battım. Sonra bana efecast lerden birini dinletti. Sorgulamalısın kendini sen bile aslında neye inandığını bilmiyorsun gibi şeyler söyledi. O dönem kendimle savaş haline girdiğimi açıkça itiraf etmeliyim. Taa ki kırmızı hapı ve evrim serisini izleyene kadar. Sonra taşlar zamanla yerine oturmaya başladı. Şimdi dinsizim. Bi çok kişi beni defalarca dine geri yöneltmeye çalıştı. Bazıları çalışırken sorgulamaya başlayıp kendisiyle savaş haline girdi. Şunu bir ateist arkadaşımla konuşurken işittim ve bence çok doğru. “Bir inançlı ateist olabilir ama bir ateist tekrar inançlı olmaz.” bununla birlikte daha fazla araştırma yapmaya başladım. Artık diğerleri gibi her duyduğuma inanmak her yazılanın doğru olduğunu sanmak gibi yanlışlara düşmüyorum. İlk önce araştırıp doğruluğunu sorgulayıp kanıtlara inanıyorum. Dedikleri gibi kafama yıldırım falanda düşmedi 😀 Fazla konuştum. Umarım tatmin edici olmuştur.

 ***

E.G.

Benim yaratıcıya inancım hiç olmadı, daha doğrusu olamadı. Çevremdekiler allah lafını ağızlarından düşürmezler ama ben hep inandıkları o koruyucu ve yönetici gücün aslında olmadığının, onların olduğunu varsaydıklarını kendimi bildiğim günden beri farkındayım.  Babam dışında kimse bana inanmıyor. Beni ilkokula kadar yetiştiren anneannem hep allaha sığınır, dua ederdi. Annem de aynı şekilde dua eder, bazı gecelerde edilen duaların kabul göreceğini söylerdi. Düşünürdüm, bir şeyin senin istediğin gibi olması için, inandığın güce yalvarırsan ve bu sırf senin etkinle böyle olursa, -işin görmezden gelinen tarafı- senin için iyi olan mutlaka bir başkası için kötü olacaktır, bu aynı zamanda kötülük yaptığın anlamına gelmez miydi? Hele ki belirli gecelerde edilenler kabul görüyorsa; mesela dünyanın kurtuluşunun bütün insanların ölmesi olarak gören biri kalbinin bütün temizliğiyle* bunu o gece dileyebilir ve kabul edilir veya herhangi bir zamanda biri direkt bize zarar verecek bir şeyi diler ve bu gerçekleşebilir. Yani her an başımıza gelecek şeyi başka bir insanın sadece arzulaması etkileyecek? İşte buna da inanamadım, malum gecelerin birinde dilediğim şeyin gerçekleşmemesi de kanıtım olmuştu. Yaşıtlarım boş zamanlarında kimden top bulur da oynarız gibi şeyler düşünürken ben zamanın başlangıcını ve yaşım ilerledikçe de varlığı düşündüm. İnsanın oluşumundan çok  evrenin oluşumuna kafa patlatırdım. Yaratılışçı çevrem ve din derslerinde insanın oluşumu için anlatılan Adem Havva hikayesini de evren için ol dedim oldu hikayesini de yutmadım, o zamanın ne farkı vardı ki şimdi aynı şiddette ciddi olaylar olmuyordu? Varlığı düşünürken iş zamanın başlangıcına kadar giderdi. Meğersem biz yoktuk, hiçbir şey (o dönem madde, sonradan öğrendikçe enerji) yoktu! Beynimin error verdiği an 🙂 Müslüman bunları bilmeli, yoksa cehenneme gider diyerek kendinin dua diye isimlendirdiği sureleri** zorla bize ezberleten hepsi de subay karısı,  iş kendilerine gelince ben laiğim deyip yırtan öğretmenlerimiz (askeri lojmanın okuluydu) sağolsun şimdi cenazede fatiha okuyabiliyorum! Bize -her zaman tiksindiğim bir dilde- zorla bazı cümleleri ezberletiyorlardı, her surenin altında Türkçesi yazardı, sorardım: Madem içimden gelerek okumam gerekiyor, anlamadığım şeyleri nasıl içimden gelerek söylerim? Madem bu cümleleri bilmemiz şart, o zaman Türkçesiyle okuyayım ki içten olsun? Allah Türkçe bilmiyor mu? Her şeye zulüm denir ama yıllarca devam eden sure ezberletme olayı gerçekten öğrenciye zulümdü, karşı çıkan olursa küfür etmem, direkt girerim! 🙂 Yine okulda günahı sevabından daha çok olan müminlerin ve topuyla kafirlerin cehenneme gideceği söylendiğinde ilki mantıklı gelmişti tabi, ama ikinciyi duyunca şok olmuştum. Tek suçu anne-babasının müslüman olmaması veya kendisi ilerleyen zamanlarda hiç islamı duymamış diye biri çok iyi bir insan olsa da yanacaktı yani? Peki müslüman aileden gelmediği için islamdan haberi olmayanlar niye suçlu? Yanmaları için mi yaratmış allah onları? Bunlara cevapları ya benim önceki cümledeki sorumu onaylayıp yırtmak ya da allah onlara akıl vermiş, araştırıp öğrenecekler şeklindeydi. Bu arada, cennet vaadinde tabi ki hurilerden bahsedilmezdi ama suyu pek tatlı ırmaklar, yeşil güzel bitki örtüsü ve pek tatlı meyveler diyen adam zaten bizim köyden bahsettiği için cennetin gözümde değeri yoktu. Müminlerin âmeli işine gelirsek, islamın amacı iyi insanlar olmamızdır denir, sırf beş şartın birini aksatırsan (adı üstünde şart) mürted yani kafir yani cehennemlik olursun. mürted veya ömrü boyu kafir iyi insanlar islamın asıl amacı denen şey yani bu dünyada iyi insan olarak yaşadığı halde niye yansın ki? Çok az iyilik yapmış adam sırf bu beş şartı yaptı diye cennette, diğeri bu dünyada iyi insan olarak yaşayıp da beş şarta uymadı diye cehennemlik? Diğer dinler yalan diyorlardı, islam değişmez gerçektir diyorlardı. ya incile dedikleri gibi kur’an da değiştirildi ve bu saklanıyorsa, mesela bu dinin şartları filan aslında hiç yoksa veya aslında dinin yasaklarıysa ama değiştirenler bugünkü halini yayıp insanlığı trollediyse? Kader asla ama asla inanmadığım en temel kavramdır. Kaderimiz belliyse dua bunu nasıl etkiliyor? Yola çıkarken annem kaza olmasını diledi diye kaza olmayacaksa belki de kaderinde kaza olan bu yolculuk kaderin sonradan müdahaleyle değiştiğini göstermez mi? Birinin ölümü kaderinde belliyse ona uzun yaşaması için dua etmek boşa zaman değil mi? Hatta sen dua ederek kaderi etkilemeye çalıştığında, allahın belirlediği düzene müdahale edecek gücü kendinde görmüş yani kendini allahla aynı kademeye çıkarmış (şirk koşmuş) olmaz mısın? Tıpkı bilime dini sokmaya çalışanlara kanıtı olmayan şeyin bilimde yeri yoktur dendiğinde cevap veremeyen, bir süredir de evanjelistlerin hristiyanlığa kanıt diye uydurdukları cevapları utanmadan islamın yaratıcısına uyarlayan kişiler bu sorularıma asla cevap veremedi. Belki birgün evanjelistler buna da yanıt bulurlar da bizimkiler verecek cevaplarına kavuşurlar. Allah önce tevrat gönderdi bozdular, incil gönderdi bozdular, kur’an gönderdi bozdular mı bilmiyoruz ama hadi diyelim ki bozulmadı ama birgün bozulursa yine aynı mucize mi olacak? İncilden önce insanlar muhteşem yaşıyorlardı da o yüzden mi allah yüzyıllarca kitap gönderme ihtiyacı duymadı? Herkes mahşer günü kur’ana göre yargılanacaksa; şu an islamdan haberdar olmayanlara değinmiştim, onları aklı var bulur diye açıkladınız da kur’an inmeden önce yaşayanlar da kur’andan sorumlu tutuluyor.  Onlar da allahın verdiği akıllarını kullanıp zaman makinesi icat etmedikleri için mi kaybedecekler? Benim hayatımda dinin hep olmasına çalıştığım halde hiç olamayan yeri işte bu örneklerle yeterince doludur, insanların dine, yaratıcıya vs. şeylere niye inanma ihtiyacı duyduklarını çok iyi biliyorum ve bireyin inancını toplumun inancı haline getirmeye çalışıp kendi dışındaki insanların hayatlarını etkilemeyen inançlı herkese tabi ki sonsuz saygı duyuyorum, benim gibi bu ihtiyacın sebeplerini kavramış olup da bunu kendi çıkarları için kullanan din tüccarlarından tiksiniyorum. Kim bilir, varsa bir yaratıcının*** kanıtlanacağı güne kadar, yaratıcının var olmadığının bilincinde biri olmama rağmen birgün kendimi herhangi bir dine inandırma ihtiyacı duyabilirim…

*: İlkokulda fen dersinde organların görevini görüp, din dersinde surelerde düşünmenin hep kalple olduğunu görünce ve dua ederken kalbimizin temizliği önemlidir de dendiğinde zaten bize birbiriyle çelişen şeyleri ayrı derslerde anlattıklarının farkına varmıştım.

**: Evet, daha dua ve surenin farkını bile bilmezlerdi ama okuyamayanı demir masaya kafasını vura vura tekmelerlerdi.

***: Dinlerin yaratıcı iddialarından tut, bir canlının deneyi olmamıza kadar her şeye ihtimal var.

 ***

 M.Y.

her şey madem tanrı kusursuz ve her şeye kadir ayrıca tüm evreni yaratacak kadar mükemmel bir varlıkken. nisa suresinde kadınlarınız isteklerinizi yapmazsa onları yataklarında yalnız bırakın ve sözünüzü dinlemezlerse hafifce dövün demesi ve sanırsam yine aynı surenin mirasta bir erkeğin iki kadına eşit olabileceğini söylemesi beynimdeki bazı soru işaretlerini kıvrandırdı. daha sonra düşündüm ki her şeye kadir olan allah bu kadar yüce olan bir varlık neden çağ dışı ve araplara özgü olan bir görüşü herkese uygulatmak istesin. allah bu kadar mı yobaz olabilir. haşa tabiki olamaz. o tektir ve her şeye gücü yetendir. o zaman sorgulayamazdım. peki neden? benim allahı sorgulamam allahın büyüklüğünden bir şey mi eksiltir değil. aksine onu daha iyi bilmeme tanımama sebep olur. hayır öyle de olmuyormuş. din sorgulanamazmış. peki allah  benim düşüncelerimden rahatsız mı oluyor ki sorgulatmıyor? bunları düşündükçe allahın allahtan çok bir insan vasıflarına sahip olduğunu gördüm. ve buna benzer birçok şey, allah bir insan gibi kızıyor öfkeleniyor güceniyor kin tutuyor bazen sevdiğini söylüyor bazen affedeceğinden bahsediyordu. elbette ki iyilik her dinin gerçek öğretisi. kötülük yaparak her hangi bir dinde sevap kazanmak diye bir şey yok elbette. o zaman gerçekten doğru din islam mı? şamanizm de güzel öğretiler var. tanrı bir şaman olmasın? ya da taoizmde. hafif bir araştırmayla diğer dinlerinde birbirinden farklı olmadığını gördüm. tanrı var mı yok mu bilmiyorum. hayatın anlamını arama kaygısı da tanrı kavramını oluşturmuş olabilir. her sanatçı her aydın her din adamı hayatın anlamını araştırır. peki bulabilen var mı. nedir hayatın anlamı? yok . olsaydı eğer bu güne kadar bir kişi bulmuş olabilirdi. belki de hayatın anlamı bulunamadığı için tanrı kavramı var oldu. hayat o kadar bilinemez ve anlamlandırılamaz ki bu işi ancak tanrı örter. öyle yapmayı da kafalarına koymuş birileri. nihilizme bu yüzden yakınım.  olurdu ismim okunursa gizli tutulsun çünkü ben bir münafığım. öptüm

 ***

 N.B.

İsmin saklanması şu an da en önemli şey benim için abi.

Baba tarafı, ana tarafına göre çok daha az muhafazakar bir aileden
geliyorum. Abim ve ablam kuran kursuna gitmiş, ben gönderilmemişim.
Bir deneyim yani resmen. 😀

Aslında 2 senelik bir süreçti dinden çıkma olayı. Ama özet geçmem daha
verimli olacak gibi…

İlk olarak tinerin kokusunu 6.sınıfta aldım. İnsanların ibadetinin
samimiyeti konusunda güvensizliğe düşmüştüm. Öğretmenlerime “İyi
dediğimiz davranışları gerçekleştirirsem, Allah’a inanıyorsam neden
kitaba inanmaya ihtiyacım var?” gibi sorular soruyordum. Ya “ee üü” ya
da “kitaba inanmanı Allah istiyor” cevaplarını alıyordum tabi.
Cehennem ile korkutmaları işin cabası.

Sonraki iki yılda düşüncelerim biraz daha bastırıldı içime doğru.
Gerek ailevi sorunlarım olsun, gerek din hocamızın cemaat ablalarından
çıkma hardcore bir tavırla ders işlemesinden oldu bu. Ama yine de
şüphe devam etti çünkü öğretmenin ders dışında anlattığı her şeyle
kafam karıştı. Bu da iyi bir şey aslında, saçma şeyleri boğazıma
dayadıkları süre boyunca daha da uzaklaştım din konseptinden. Ya o
kadar saçma şeylerdi ki, harbiden hocama inansam dinozor kemiklerinin
eski insanların kemikleri olduğuna inanacaktım.

Aileme soracak durumum olmadığı için(Yine, ailevi olaylar…)
arkadaşlarımla tartışıyordum, hocamla tartışıyordum bu şeyleri. İlk
kazandığım tartışma o dinozor kemikleri olayıydı. Hocama sormuştum
“Madem eski insanlar o kadar büyüktü ve o şekildeydi, günümüzde bu
hale gelmemiz için evrimin gerçekleşmesi gerekmiyor muydu?” diye, 5 dk
sonra sigara ve alkolun zararlarından bahsediyordu hoca.

Böylece geçti zamanlar. Bu sırada 8.sınıfta ailevi durumlar o kadar
ilerlemişti ki sinir krizleri geçiriyordum. Dua işe yaradı mı? Hayır.
Maddi durumumuz kötüydü. Her ay yasin suresi okuyordum durumumuz
düzelsin diye. İşe yaradı mı? Hayır. Mana yetmedi galiba. Yoksa işe
yarardı dua.

Lise 1.sınıfta durumlar yüzünden son iki senede arkadaşım olmadığı
için, burada da arkadaş edinememiştim. Yine dualar, iyi halime geri
dönersem adak adayacağıma dair yeminler… Nafile. Yukarıda veya
içimde beni dinleyen kimse olmadığını biliyordum çünkü aynı bok devam
ediyordu. Bir iyi değişim bile olmadı. Bir de sınama falan diyorlardı
bunun üstüne, hey tontonum ya… Yazın bir şeyler araştırmaya
başladım. Bir şeylerden kastım, din konsepti. O zamanlar Karikateist
sayfasına bakıyordum, PKK borazanlığı yapmıyorlardı, hatta bir adminin
blogu vardı. Okudukça kafam karıştı çünkü gerçekten mantıklı
konuşuyordu. Okumaya devam ettim. Kur’an’ı Türkçe olarak çoğunlukla
okudum. O kadar çelişki vardı ki her açışımda bir tanesini okuyup “yok
artık” diye kapatıyordum kitabı. Şansımı seveyim, evde de Eski
Ahit İncil vardı yanlış hatırlamıyorsam. Onu da okudum. Onda da kısır döngüler çelişkiler vardı bolca
(Hz.Musa’nın sopasının yılana dönüşmesi gerekliliği vs.) yani onu da
bir iki okumadan sonra kapattım.

Araştırmaya devam ettim. 10.sınıfta senin podcastlerle karşılaştım
abi. Okuyarak mantıklı bulduğum şeylere yine de güvenemiyordum yanlış
okumuş, anlamış olabilirim diye ama olayı açık açık anlatışın, sesli
sözlü anlatımların sağolsun tinerin kokusunu iyice çektik, çıkıverdim
dinden. Tabi her ateistin başlangıçta olacağı gibi bir depresyona
girdim çünkü beyinimin içi din çıktığında boşaldı, benim duygularım da
boşaldı. Kim oldğumu bilemedim bir süre, üstüne ergenlik gelince bir
de iyice bunalıma girdim o çifte kişilik arama savaşında. Okumayı
kesmedim tabi, din konseptini savunan insanları, çürüten insanları
dinledim, evrimi araştırdım, evreni araştırdım. Dinin çıkıp boşalttığı
yeri daha 4.sınıfta bilmem gereken bilgilerle doldurdum. Böylece en
azından hafifleri rehavetim.

Bir sene sonra babam ablam ve üvey anneme açıkladım durumu. Babam
muhafazakar olmadığı halde her ne kadar dinine bağlı olsa da kabul
etti beni o halimle. Ama hala açıklayamadığım kişiler var. Örneğin
annem ve abim, yanında kaldığım kişiler. Ama sorun değil, zaten
yakında gidicem yanlarından, biraz rahat nefes alacağım. Yine de
üzülüyorum. Çünkü annem o dine sığınıp 6 sene boyunca bir bok yapmayıp
dua etti, bir boka yaramadığını göre göre devam etti. Şimdi de ediyor
duayı ama yıkılmış durumda. Haftada 2-3 günde bir bira içiyor, evde
cinlerin dolaşıp duşakabine işediğini falan söylüyor adhahashsh ya ses
kaydı kurayım en azından bi şeyler yakalarız kanıt amaçlı dedim onlar
görünmez duyulmaz dedi AHAHSHSH:SFAHDFÇHŞA RNNNG…

Neyse abi, durum bu yani. Tinerin kokusunu çekince asıl tinercinin
diğerleri olduğunu görmek gibi bir bu, suyun içinden çıkıp nefes almak
gibi bir şey, ciğerin yanıyor ama en azından nefes alıyorsun,
yaşadığını biliyorsun işte. Üstüne üstlük, topluma yararlı olmayı,
kendine yararlı olmayı, kendi değerini biliyorsan üstüne yok bu
rahatlamanın.

Okuduğun için teşekkürler, ne özet geçtim amk…

***

 B.K.

Dini severek büyümüş biriyim. İlkokul 1’den itibaren Kuran kurslarına katılırdım. Hattâ sadece İstanbul’da Kuran Kursu’na gitmekle yetinmez, anne tarafımdan memleketim Çarşamba’da da Kuran kursuna giderdim. 32 farz, sure, âyet öğrenmesi için; çoğu aileleri tarafından zorla gönderilen o emanet çocukları döven hoca imajı vardır ya hani, Samsun’un Çarşamba İlçesi’ndeki, Yeşilırmak Câmii’nde de öyle şerefsiz ve bunak bir kenar mollası vardı. Merhum dayımın ve ailemin nâmı sayesinde, ne bana ne de akrabalarıma bir fiske vuramazdı. Ama elindeki değnekle öteki çocuklara vurduğu anları hatırladığımda, hala sinir harbine girerim. Dine bakış açımı değiştiren ilk insan bu rezil heriftir.

Birinci olay, ailemden, akrabalarımdan öğrendiğim İslâm’ın kitaba dayanmadığıydı. Ne mutlu ki, kağıt üzerinde de olsa Laik bir devletimiz var. Ne mutlu ki, analarımızın yüzlerine, başlarını açtıkları için kezzap atılmıyor, şu an için. Ne mutlu ki, dinlere inanmadığı ve inanmamasının sebeblerini açık açık söylediği için bir mürtedin öldürülemeyeceği bir Müslüman ülkede yaşıyoruz. Ancak Türkiye’deki İslâm ehlileştirilmiş, medenileştirilmiş İslâm’dır. Bunu unutmayalım. Türkiye’de son 10-15 yıldır İslâm’a makyaj yapılıyorsa bu bizim gibi Seküler geleneği olan, öteki Müslüman ülkelere göre biraz daha özgür olmamızdır. Nasıl ki Katolik Kilisesi, ‘’Ateistler de Cennet’e girecekler.’’ diyor, belki onlarca sene sonra Müslüman Alimler’in büyük kısmı, ‘’Dinsizler de Cennet’e girecek. Önemli olan iyi insan olmak.’’ diyecek.

    İkinci olaysa Türkiye’deki tarikâtler idi. Türkiye’de siyâsetten günlük hayata, tarikâtlerin  ve dincilerin ne kadar zararlı olduğunu gördüğüm anda şüphelerim katbekat arttı. Ben bu hâlin vehâmetini ancak Lise’de görebildim. Malum Cemaât’in ülkemi habis bir ur gibi sardığını ancak o zaman gördüm. Subay olmak isteyen biriydim. 10 Temmuz 2008 tarihinde Kuleli Askeri Lisesi’ne gittim ve muayene kısmında, renk körlüğü ve açık ısırış yüzünden elendim. Devletime yahut TSK’ya kırgın olmadım.  10. sınıfa başlarken gördüm ki, Cemaat’in robotlaştırma kurumlarına giden arkadaşlarımdan Askeri Liseler’e girmek yahut sokturulmak istenen 5 kişinin 5’i de Askeri Okullar’a sızmıştı. Ve ne ilginçtir ki, okula sızdıktan sonra kendisinden sorumlu Abi’ye rapor vermekten vazgeçen bir tanıdığıma Kuleli Askeri Lisesi’ndeki görevliler tarafından  baskı yapılmıştı ve o tanıdığım okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Cemaat’in en güvendiğimiz, hâlâ güvendiğimiz , nâdide kurumumuz Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ne denli sızdığını sadece bu misâlle anlayabilirsiniz. Ne mutlu ki onlarla görüşmüyorum. Çünkü, onların artık ülkeleri aleyhine her işi çevirebilecek, her melânete ortak olabilecek, tıynetsiz herifler olduklarını biliyorum. Tabii ki durum sadece malum Cemaât’ten ibaret değil, dergahlarda, din işi için kurulmuş kurumlarda ne pisliklerin döndüğünü biliyoruz. Aralarında samimi olanlar çok çok az.

     Üçüncü olaysa, dini eleştiren yahut açıklayan yazıları okumam idi. Bu da lise yıllarımın başına tesâdüf eder.  7. Sınıfta elime Turan Dursun’un ‘’İki Kulle’’ kitabı geçmişti. O ana dek kendisinin dine edepsizlik ettiği için öldürülmüş bir kâfir olduğunu biliyordum. O kitabından itibaren anladım ki, adam olanı anlatıyor. Aslında kitapta anlatılan özellikle temizlikle ilgili tiksinç bölümler, mezhep farkıyla alakalı. Şafii mezhebi genellikle suya ulaşımın zor olduğu yerlerde tutulmuş ve gelişmiştir. Ama orada tüylerimi ürperten, dinin içine köpek ölüsü düşmüş, sümkürülmüş, tükürülmüş bir suya, temiz demesiydi. Hem mantıksız hem de iğrenç bir şey. Daha sonra hem Müslüman reformistleri, hem de oryantalistleri (Hayır arkadaşlar dansözleri değil) okumaya başladım. Evvela Muhammed Hamidullah gibi mükemmel bir zeka dikkatimi celbetti. Reformistlerin arasında aşırıya kaçan çok yorum vardı. Hadisi toptan reddedenler, içinde geçen bir kelimesi 20 küsür farklı mânaya gelebilecek Kuran’ı kafasına göre yorumlayanlar, 20. Yüzyılın Batı’dan gelen, güzel değerlerini  1400 yıl önce yaşayan bir adamda gösterenler ve daha nicesi. Ancak onları çok faydalı buluyorum. Çünkü, Reform’u gözünüzün önüne getirin. O devirde her melânetin yuvası haline gelen, Batı’yı geri bırakan ve egemen olduğu her yerde insanların anasını ağlatan, milyonlarca insanı Dominikenler’in başında olduğu Enkizisyon Mahkemeleri’yle öldüren Katolik Kilisesi’ne karşı ilk tepki din adamlarından geldi. Bu yüzden Abdülaziz Bayındır, Edip Yüksel, Hasan Ekiz gibi müstesna insanlar çok kıymetlidirler. Onlar da, bizim bataklıktan çıkmamıza yardım edecekler.  Vereceğim misale dindar arkadaşlar alınmasınlar. Bir arkadaşınız sigara içiyorsa, ona ‘’Şu zıkkımı içme, elektronik zıkkımı iç. O daha az zararlıymış.’’ demek gibi bir tavsiye benimkisi. Aklınızı iğfal eden, sizi sömüren her dine ve ideolojiye hareketin Allah’ını çekin arkadaşlar.  Nerede kalmıştım. He, ecnebilerden ilk dikkatimi çekin Charles Torrey idi. Stephan Langdon, Angelika Neuwirth, Gabriel Said Reynolds, Henri Frankfort vs. pek çok kişiyi okudukça gördüm ki, reformistlerin ve gelenekçilerin ekserîsi Batılı bilim insanlarının söylediklerine cevap veremez. Çünkü Aramca, İbranca, Süryanca bilmekten acizler. Kırık dökük, kenar mahalle mollâlarına has Arapça’yla hiçbir eleştiriye cevap getiremezler. Ülkemizde İlahiyat’ta da eğitim çok kötü ve Batı’da olduğu gibi kırsal bölgede kurulmuş, dinin çıktığı coğrafyada ve devirde konuşulan dilleri öğreten İlahiyat Okulları yok. Bunu okuyan kardeşlerimden ricâ ediyorum. Kuran’daki yabancı kökenli kelimelere baksınlar. Kuran’ın kaynaklarını görürler. ‘’Gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar.’’ Bunlar Kuran’dan ayetlerdir değil mi? Hayır! İncil’dendir. Hepimiz bize öğretileni sorgulamak zorundayız. Yoksa Müslüman Doğu’da bizden sonra yaşayacak nesilleri hebâ ederiz. Tıpkı bizi kurban eden atalarımız gibi.

     Kendimi zaman zaman yokluyordum. Bir klişe vardır, ”Olmaz olmaz deme.” diye. Ben de kendi kendime, ”Asla İslâm’a karşı gelmem, asla Pkk’lı olmam, asla suçsuz insanları öldürmem, başkasının ırzına leke sürmem.” diyordum. İslâm ve dinle Batı’daki bilimadamlarının fikirlerini, teorilerini okudukça şüphelerim tavana vurdu ve diğer Olmazlar’ı yapmaktan korktum. Neyse ki, irtidâd etmek dışında, olmazların hiçbiri vâki olmadı.

    Benim gibi dinle büyütülen çocuklarda görülen bir halden bahsetmek istiyorum. Bana dini iyi yönleriyle öğrettikleri için; dine halel getirecek bir söz söyleyen adamı, her kötülüğü yapabilecek ahlaksız, namussuz gözüyle görüyordum. Bu yazıyı okuyacak olanlara naçiz tavsiyem şudur. Yanınızda büyüyen çocuklara, iyiliğin herhangi bir ırka, dine, hizibe ait olmadığını öğretin. Sübhaneke’den, dua etmekten, küfretmekten evvel öğretin bunu onlara. Hattâ 3-4 yaşında, ‘’Şu nedir, bu nedir?’’ diye başınızın etini yemeye başladığı vakit öğretin. Öğretin ki, her toplumda iyilerin ve kötülerin olduğunu bilsin. Anlatın ki, iyinin ve kötünün zamana ve mekana göre değiştiğini gösterin.

    Sona doğru ‘’Peki, sen necisin?’’ dediğinizi duyar gibiyim. Ben Yaradan’a inanan biriyim. Ama dinlerin içinde iyi ve kötü şeyler var. Az evvel de bahsettiğim gibi, iyi ve kötü zamana göre değişiyor ve artık insanların eskiden kalmış bu dinlere ihtiyacı gitgide azalıyor. Ancak çoğumuzun içini kemiren bir soru var, ‘’Ölümden sonra ne olacak?’’. Ben ölümden sonra insanların var olmasını istiyorum ve çok geçmişe, 13,7 milyar yılın da evveline dair nihâî bir cevap bulmak istiyorum. Bunun için Yaradan’a inanıyorum yahut ‘’Ulan orada bir şey var herhalde.’’ diyorum. Ancak varsa bile, müdahale ettiğine inanmıyorum. Hocanın sınavda  kimi öğrencilere yardım etmesi, kimilerininse kalemini kırıp, silgisini pencereden atması gayet adâletsiz olurdu.

    Şuna da açığım; Zeus, Yahweh, Elohim, El, Baal, Allah vs. herhangi bir Tanrı olduğunu iddia eden mahluk varsa, ben bunun delilini görürsem, seve seve dinli bir insan olurum. Objektif bilgiye dayanan delil değil de, tecrübeye dayanan delil olursa da varım. Yeter ki bir sinyal çaksınlar. Hiç yakışıyor mu koskoca Tanrı’ya saklanmak! Misal ben Allah’ın yerinde olsam, vahiy müessesesinin başına getirdiğim melek Cebrâil’i; son peygamber Hz. Muhammed olmasaydı, yeni peygamber olması kesin kişinin rüyasına sokardım. ‘’Ey Tayyip, sabah saat 10’da Boğaziçi Köprüsü’ne ineceğim. Köprü trafiğini sıfırla  ve basını çağır.’’ Sonra Cebrâil’i saat 10’da yollardım Köprü’ye, dedirtirdim ki ‘’Alın ulan din bu, şunları yapacaksınız, bunları yapmayacaksınız, Cennet de burada.’’

Ah ulan bir Allah olacaktım ki!

***

M.A.

Merhaba Efe abi , twitterdan gördüm ben de yazmak istedim, aşşağıda
hikayeyi paylaşacağım ama ayrıca da sana teşekkür etmek istiyorum ,
kendimizden birinin sesinin çıkması sesimiz olması çok hoşuma gidiyor
tüm serilerinin devamını bekliyorum. Hikayeye gelirsek de

Ben şu an üniversite 3.sınıftayım, dinle tanışmam doğmamla oldu TR de
yaşayan herkes gibi. Baya muhafazakar bir şehirde (Şanlıurfa) doğduğum
için ayrıca anne tarafımın da ayrı bir muhafazakar şehirden (Erzurum)
gelmesinden dolayı baya muhafazakar bir ortamda büyüdüm. Küçüklüğümde
zikir seanslarına katılmış 8.sınıfın sonuna kadar her yaz tatillerimi
camilerde çürütmüş bir küçüklük geçirdim. Ne bir yüzme öğrendim, ne
satranç ne bir spor ne bir kültür etkinliği her yaz yaptığım elif ba
okumaktı.Camiye dondurmayla,çikolatayla kandırılarak sürekli gittim.
Yarım oruç tuttuğumda ödüllendirilerek oruca teşvik edildim.Ardından
7.sınıfa geldiğimde hayatım tamamen değişmeye başladı cemaatle
tanışmam o ara oldu. Abi evlerine gidip gelmeye başladım. Sonra
başarılı bir öğrenci olduğumdan beni Askeri Lise sınavlarına
hazırlamaya başladılar , sınava girdim derece de yaptım ama o zaman ki
YGS de de derece yapınca bunları satmam la gerçek yüzlerini görmem bir
oldu.Ardından şartlar gereği yine Cemaatin bir kolejine gittim.Artık
film kopmaya orada başladı.Erkek lisesiydi 100 erkek ,ders-din başka
yapacak bişey yok.İnternet bağlantısıyla birlikte farklı düşüncelerle
tanışmaya başladım ve sorgulamaya başladım. 8.sınıfta yani 15-16
yaşlarımdayken kolum kırıldığında bile 8 vakit namaz kılan, risaleyi
fetullahın tüm kitaplarını okumuşken bir gün kaderle ilgili bir konuda
okulda hocamız bir şey anlattı ve ben o an saçma bir şeylerin olduğuna
farkına vardım ve sorgulamaya başladım.Eğer bir din varsa tanrı varsa
hiç bir şeyin bizim elimizde olmadığını cennete/cehenneme
gireceğimizin belli olduğunu anlamıştım elimizdeki verilerden.Sonra
bunun saçma olduğunu düşündüğümden diğer dinleri araştırmaya başladım
ve kuranı türkçe okumaya başladım sonra daha da saçma gelmeye başladı
ve deistlik->agnostiklik->ateistlik yolunu izledim.Evrim,Fizik ve
diğer Bilim konuları ilgimi çektiğinden onları okudukça dinlerin
hepsinin birer saçmalık olduğuna kanaat getirdim.

Çalışmalarında başarılar dilerim Efe abi , gururumuzsun 🙂

***

M.K.

Çok kısa anlatıcam ayrıntılara girmeyeceğim…

 16-17 yaşında ilk ”lan!!? bi dakka” sorusunu sordum.Düşünmeye başladım ve sorular sordum ama namazımı orucumu ve kuranımı ihmal etmezdim.Yani ”Yaa Allah kesin var ama imanımı kuvvetlendirmek için araştırma yapmam lazım…yoksa mal mal gidip elleh yek den yelen derim’ diyordum…

 17 yaşında hayatımın belkide en cahil dönemini yaşıyordum.Nede olsa ”Ne kadar bilgi o kadar soru” demektir.Yani bıkmıştım artık ortada duruyordum bir oradan ”kanıt” bir buradan kanıt kafayı yemek üzereyken….sen çıktın karşıma <3….yok yok öyle bişey olmadı :DDDD seni 19da tanıdım bu sene yani…

 18 yaşımda kafayı fırtlatma sürecini atlattım çünkü düzgünce düşünmeye başladım…o bilgi kirliliğini fark ettim…Kendine Ateist diyordum artık ama bilgisiz olduğumun yine farkında değildim.

 Yaş artık 19 şimdi arkama bakıyorum ve Her şeyin bir evrimi olduğunu görüyorum aptallığın,cehaletin ve benim için en önemlisi düşünmenin evrimi.

                  Ve şu lafını çok seviyorum…”Hiç kimse her şeyi bilemez”

 ***

O.A.

Benim dinden çıkma hikayem abicim, bundan 1 yıl önce derin bir bunalımla geldi ciddi ciddi bayağı bir hayattan sıkılmış ne yapacağımı bilemez bir halde öylece dönüp duruyordum etrafımda. Sonra ki süreçte artık uyanırken intihar fikri ile uyanmaya başladım. Tabi hala müslüman iken, Din ile ilgili bir şeyler seziyor ve sorgulamaya korkuyordum. Sonradan acaba sıkıntı bende mi diye insanları izlemeye başladım abicim. Çevremde ki insanların çoğu müslüman olup lanet ettikleri diğer dinde ki insanlar gibi yaşıyordu. Bu arada ki tutarsızlık benim gözümü açtı abicim. facebook üzerinden sorgulayan sayfalar gibi sayfaları takip etmeye başladım, Çoğu insanın da benim gibi olduğunu gördüm. Bu arada İstanbulun muhafazakar bir semtindeyim insanlar sinirli agresif ama din başka tabi bu insanlar için. Hep yüzleri asık sinirliler. Sonradan sorgulayan kişilerce fikir alışverişi yapıp kabuğumu kırdım abicim. Daha Sonra o sayfalardan birinde senin efecast videolarını gördüm. Yanılmıyorsam 30’lular da idi. Seni dinlemeye başladım abi, Ateizmin bambaşka bir boyutuna geldim. ilk zamanlarda 😀 ateistim ama allah biliyor modundaydım 😀 dasasdsdsads 😀 Hatta evre şuydu abi; Deizm…..Deizim-ateizm…..(senden sonra) Harbi ateizm 🙂 Senden sonra abi intihar fikri pek gelmez oldu aklıma. inançlılıkla ve inançsızlıkla arada ki fark nedir diye sorarsan abicim, Benim için eskiden sadece dua eder ve pek de çaba harcamazdım. şimdi tam tersi dua yok maksimum çabalama. Şöyle bir şey de var abi, ben ilkten islamdan soğuyunca ulan islam sıktı birazda diğer dinlere bakayım dedim. Hristiyanlık dikkatimi çekti. Bununla ilgili soru sormak için heybeli adada bulunan terki dünya manastırına gidip orada ki görevli kişiyle muhabbet etme çalıştım. görevli kişi beni tatlı bir dil ile oradan kovdu sanırım bisikletle gittiğimden dolayı tayt giymiştim galiba bu yüzden biraz da 😀 Kapalıyız misafirim var dedi, Halbuki girişte yazan saate göre kapanmasına daha çok vardı. neyse dedim. Çıktım abi oradan sonra dedim ki ulan hepsi aynı. ( bu yaşadığım olay senden önceydi abi) Bu şekilde kabuğumu kırdım abi. İyi geceler, saygılar.

 ***

Okan

Selam Efe abi. Sana kısa bir şekilde nasıl ateist olduğumu anlatacağım bu yazıda.

Öncelikle seni tanımamama rağmen çok sevdiğim bir insansın. Abim gibi görüyorum seni. Podcastlerin bana çok yol arkadaşlığı etti.

Ben kendimi bildim bileli ufak tefek detayları çok sorgulayan biriyim. Ama üniversite üçüncü sınıfa kadar dine büyük bir karşı geliş gösteremedim. Hep arka planda kaldı çok önemsemedim. Bir gün onunla ilgili kesin kararımı vereceğimi biliyordum.

Ailem muhafazakar bir yapıda değil. Babamın gizli ateist olduğunu düşünüyorum hatta. Annem de kendi halinde biri ara sıra ibadet eder. Ama bana bir şey dayatmadılar hiç. Bence bu konuda ailenin tutumu çok önemli. Aile çocukları fikir olarak serbest bırakırsa daha faydalı oluyor. Sonuçta çocuk demek anne ve babanın bir prototipi demek. Çoğunluk olarak aileden gelen fikirler farkında olmadan içsellestirilir. Ama ben kendi yolumu kendim çizme fırsatı buldum ki bu noktada şanslı olduğumu düşünüyorum.

Araştırmayi ve öğrenmeyi çok seven bir insanım. Çok da sosyal birisi olmadığım için belgesellere ve kitaplara çok fazla  zaman ayırabildim. İlk efecastler ise düşündüklerimi doğrulayan şeylerdi ve benim gibi bir çok kişinin olduğunu ama bu kişilerin çok da ön planda olmadıklarını anladim. İlk zamanlar kandırılmisligin verdiği öfkeyle sert konuşuyordum. Hatta karikateist sayfalarında müslümanlara verip veristiriyordum. Ama sonradan o platformun aşağı seviyede olduğunu anlamam uzun sürmedi.

Kendimi ilk kez tanrının karsisinda bulup kafamda galibiyeti hissettikten sonra gerçek anlamda özgür olduğumu anladım . Gerçek avucumun içindeydi.

Bir tanrı yoktu.. en azından bizim bildiğimiz türden. Bu çok büyük bir olay. Gerçeği biliyorsunuz ama insanlara söylediğinizde kimse size inanmıyor. Bu korkunç bir duygu. Bunun için aylarca peşinden koştugum kizla ayrıldık. Ya müslüman olacaksın ya da biter dedi. Bitti. Git gide yalnızlık duygusunu da alttan alta hissetmeye başladım. Hem özgür hem yalnızdim.

 Ama aradan geçen zaman içinde şunu anladım. İnsan zor zamanlarda, gerçekten zor zamanlarda güçlü bir varlık olmasını istiyor. İşler yolunda gitmediği zaman işleri yoluna koyacak yüce bir güç arıyor. Inançlı insanlar ateizmin kolay yol olduğunu söylerler ama öyle değil. Yardım için elinizi kaldıracaginiz kimse yok. Kötü insanlara ceza verecek kimse yok. Bu korkunç dunyanin tek şansımız olduğunu biliyorum. Ve bunların farkında olmak hiç ama hiç kolay değil.

 ***

 K.G.

İlk olarak youtubeda bir video izlemiştim,vegan olayı hakkında.(https://www.youtube.com/watch?v=kb7BPva0ioo) bu videoyu izledikten sonra vegan olmadım ama bazı şeyler,islamı sorgulamama sebep oldu.Özellikle kurban bayramının,eski mayaların yaptığı insan kurban etme olayı ile aynı olduğunu farkettim.Bunun farkında olduktan sonra bile islam ve kurana inancım vardı.Çünkü bu bir kültür meselesiydi.Gelenek olduğu için normal geliyordu ama yanlış olduğunun farkındaydım.

Sonrası ise kurban bayramının da insanların sırf et yemek,et depolamak için sebepsiz yere hayvanları kesmelerine bizzat şahit oldum.İnanın bana amaçları yardım falan değil.Amaç yardım olsa ilk akrabalara et verilmemesi lazım.

 Ve son olarak beni dinden koparan şey ilk insanın adem ve havva olmayıp en eski bulunan insan fosilinin afrika da olması beni çok şaşırtmıştı.insanlığın 3,5 milyon önce yaşadığını bilime inanan biri olarak kabul etmek zorundaydım.Ve bunu kabul ediyorsam biri doğru biri yanlıştır.bana göre yanlış olanda din.

 ***

 T.S.

Aslında dinden cikmadim cikarildim diyebiliriz. Zaten yapim geregi herseye karsi cikan sorgulayan huysuz (ailemin gozunde) biriyim. Islamin bazi sacmaliklarini ve kotuluklerini anlam veremedigim konularini aileme aktardim. Bunlar olurken liseye daha yeni baslamistim. Ailemde tipik tatli su muslumani koru korune Atatürkçü olanlar vardir ya heh iste ondan. Yani mantikli akilcil bireyler dusun yobaz olsa neler olur. Neyse ailemle bu konularda tartistik bazi sorularima verdikleri cevaplar tatmin etti bazilari etmedi. En sonunda Hz.Muhammed in cok zeki biri oldugu fakat insanlari kandirdigini ve bunun 1000 yili askin zamandir devam ettigini soyledim. O an babam kalkti ayaga olay cikacak. Neyse sakinlestirdim boyle yapacaksa tartismamamiz gerektigini falan soyledim. Bikac soruma daha cevap veremedikten sonra annemde cigirindan cikti ve bunlari sorgulayanlarin musluman olmadiklarini soyledi. Cok sasirdim boyle birsey beklemiyordum. Velasil kelam sorgulamadan kitapta ne yazarsak inanmak zorunda oldugumuza mantik aramayip sorgulamamamiz gerektigini soyleyerek beni dinden attilar. Cokca yaptigim imla hatalari icin ozur dilerim eger biyerde kullanirsan (efecast, video veya yazilarda) e mail yoluyla beni haberdar edersen sevinirim.

 ***

B.T.

Ben Üniversite 1. sınıfta 5 vakit namaz kılardım ve dinime aşırı bağlıydım. Buna rağmen kafama takılan ufak tefek soruları kendi çapımda geçiştirirdim. Ancak yinede insanların dinlerinin doğduğu yere göre değişmesinin mantığına çok takılmıştım ama dinden çıkma korkusundan düşünmeden geçiştirmiştim.  Bu durum üniversite 2. sınıfın ortalarına kadar devam etti. 2. sınıfta eve çıktığım arkadaşım  ateistti ve ben henüz bilmiyordum. Bir cuma günü bunu cuma namazına cagırdım ve reddetmesi üzerine ısrar ettim. Neden gelmiyosun dediğimde çok kaçamak cevaplar verip beni şüphelendirdi , ben de inanmadığın için mi gelmek istemediğin için mi gelmiyorsun dediğimde bana “çok inandığım söylenemez” dedi. Bende biraz daha üsteledim ve ateist olduğunu aldım ağzından . O gün  fazla uzatmadan cumaya gittim ve o günün akşamı eve geldiğimde odasına gittim ve konuyu açtım. Çünkü bu çocuğun akıllı biri olduğunu biliyordum ve güzel bi şekilde açıklarsam müslüman olabileceğini düşündüm. Yani amacım onu müslüman yapmak 🙂 Tehlike çanlarının benim için çaldığından haberim yoktu. Konuşmaya başladık ve ilk başta söylediği şeyler gerçekten sıradandı. Bunun üzerine benim sorduğum soruları ucu açık bi şekilde cevaplayıp benide tatmin edememişti.Bunu gerçekten bilgisiz olduğu için cevaplayamadığını sanmıştım ama meğerse korkuyormuş 🙂 Ters tepki vermemden korkuyormuş ve bu tartışmalar bir hafta boyuca her akşam sürdü. Sıradan devam edicem. 2. gün söylediği şeyler biraz daha akla yatkındı ama yinede açıklayamayacağım şeyler değildi. Zaman geçtikce bu sorular benim cevapsız kalacağım ve soru soramayacağım bir hal almaya başladı ve sonra düşünmeye araştırmaya başladım.Araştırdıkça bir sürü cevapsız soru ve o sorulardan bir sürü soru daha ve hepsi din aleyhindeydi. Öğrendikçe battım. Daha sonraki tartışmalarımız benim ona hak vermemle geçti. Yani birşey söylüyodu bende aynen diyordum ve daha sonra bende din aleyhinde konuşmaya başladım. Gördüğüm mantıksızlıkları söylemeye başladım.  O sıralar hala müslümanım ama fazla uzun sürmedi. En büyük etken olan kuranı okumam ve bilgi edinmemle birlikte müslüman yapmak istediiğim çocuğun odasından ateist çıktım. Pis ateist pençelerini geçirmişti artık bana xD Kaçacak yerim kalmamıştı ve son darbeyi yaptı. ! ve artık bende bir ATEİSTİM !!

ATEİST OLDUĞUM İÇİN GURUR DUYUYORUM.

 ***

Rumuz: ThreeOrder

Nasıl Ateist Oldum?

Daha 2 sene önce Kur’an’ı tamamen okuyup (Türkçe) hatim ettim yada hatmettim her neyse.
Bir kaç bana ters şeyler vardı.Birkaç kadınla evlenme,Zulkarneyn (Nası yazılıyosa artık) vs.
Ailem Alevi ve Kürt.Alevi olmalarından dolayı sadece ara sıra ‘Gel cemevine gidelim’ diyorlardı.Açıkcası ben Cemevlerini ve ordaki Dedeyi çok severim ve hala cemevine giderim.Hatta bi Cem’de Dedenin yanına oturmuştum.
Her neyse.Kur’an’ı okudum demiştim.Araştırma yaparken bizim kedici REYİZ’in videolarından birinde ‘EVRİM’ diye bir şey öğrendim.
Ateistler evrimi kullanarak Ateizm’i ve Darwinizm’i savunmaktaymış.Sonra evrim nedir diye youtube’tan bir çok arama yaptım ve birçok
Dinci evrim anlatanlarını buldum.Gariptirki heryerde neredeyse aynı hikaye vardı.Evrimciler herşey tesadüfen oluştu diyor.Sonra senin şu Evrim Teorisi serisi varya.1-2-2.5-3-4a-4b diye bölümleri var.Onları seyredince işin gerçeğini gidip doğru düzgün sitelerden araştırma isteği geldi.Birçok siteden (Bilimsel sitelerden) evrimi araştırdım ve şu anki evrim anlayışıma geldim.Evrimin yerçekimi gibi gerçek olduğunu görünce Deist oldum.Daha sonra senin KIRMIZI HAP videon ve Ömer Hayyam’ın Tanrıyla Konuşmalar şiirini okuyup izleyince bir TİNERCİ oldum.

***

 B.Ö.

Laik müslüman bir ailede büyüdüm. Babam hiçbir cumayı ve orucu kaçırmaz annemse nadiren namaz kılar. Haliyle ben de lise yıllarıma geldiğimde bilim ve felsefeyi seven laik müslüman bir gençtim. Ancak hiç din felsefesi yapmaya kalkmamıştım o zamana kadar. 10.sınıfa kadar da islamın doğruluğuna kesin gözüyle bakıyordum. Aksi bir ihtimali düşünmekten korktuğumdan değil, hiç düşünmeye gerek duymamıştım.

Farklı felsefi fikirleri merak ettiğim ve o zamana kadar hiç dinsiz birini tanımamış (belki bilmeden tanımışımdır.) olduğum için sınıfımdaki ateist arkadaşların ne düşündüğünü merak ediyordum ve fikirlerini sordum. “Her şeye gücü yeten Tanrı kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?” den öteye gidemeyen zayıf argümanlar tabii ki beni tatmin etmemişti. Zaten her şey bir Tanrı’nın olması gerektiğine işaret ediyordu öyle değil mi? Vücudumuz çok komplikeydi, biyoloji dersinde gördüklerimiz nasıl kendiliğinden olabilir ki? Peh… Gönül rahatlığıyla inanıyordum. Evrime de bilimi seven biri olduğum için hiç karşı çıkmadım, cahil insan reaksiyonlarının aksine hep bilgimin eksik olduğunun farkındaydım çünkü o konuda.

10.sınıf yazında aynı dine inanan farklı insanların Kuran’da yazanlar hakkında bir türlü hem fikir olamayışı, herkesin farklı bir şey söylemesi o kadar tuhaf gelmeye başlamıştı ki “Ne yazıyor bunda yahu? Çok mu gizli bir kitap sanki bu kadar tartışacak… Ben öğreneceğim.” dedim ve o yaz Kuran okumaya karar verdim.

Evde, gözümün önünde Türkçe Kuran duruyormuş meğer. İlk 60 ayet gayet kabul edilebilir gidiyordu ki okudukça hiç beklemediğim şeylerle karşı karşıya geliyordum. Üslubu da hayal ettiğim gibi değildi. Din kültürü dersinde bize bu dini öyle bir gösterdiler ki her yerinden çiçekler böcekler fışkırıyordu.

Diğer bir yandan “Atesit olmak.” fikri bana kesinlikle kabul edilemez geliyordu. Kendime yakıştıramıyordum. Neden acaba? İnternetten ateistlerin görüşlerini okuyor mantıklı gelmesine rağmen “Yok ya dinsiz olmam ben hayatta da sadece objektif sorgulamaya çalışıyorum ondan böyle şeyler okuyorum.” diyordum.

Bir ara tartışma gruplarına katıldım ne diyorlar acaba diye. Ve müslüman olmama rağmen ateist taklidi yaparak müslümanlarla tartıştım. Hatta söylediklerine rol olarak değil, evet ciddi ciddi katılmayarak cevap veriyordum. Her gün biraz daha yol katediyor, Kuran’da laik bir insanın kabul edemeyeceği şeylere rastlıyordum.

Bu süreçte insanlığın tarih boyunca merak ettiği “Her şey nasıl başladı? Biz nereden geldik?” gibi sorulara merakım da artmıştı. “Peki bilim ne biliyor?” diyerek evrimle ilgili kitaplar aldım, makaleler okumaya başladım. Karanlık enerji, anti-madde, M kuramı, Big Bang gibi fizik kuramlarına da daldım. Artık tam olarak skeptik bir bilimciydim. Din felsefesindeki görüşleri de iyi okudum ve o zaman için agnostisizm bana en mantıklı gelen oldu. Daha çok içine girince agnostisizmi daha da çözdüm ve öyle kaldım.

Hayatımda geriye bakınca kendimle gurur duyduğum bir şeyi gerçekleştirmiştim. Sırf doğduğum aile yüzünden bana damgalanan dini sorgulamıştım. Bilmeyi, inanmaya tercih etmiştim. Belki bu olmasaydı, bilim ve felsefe ile bu kadar ilgilenip kendimi geliştiremeyecektim. Bunu yaptığım için çok mutluyum.

 ***

A.E.

Bundan 6 sene önce durup düşünmemele başladı. Okulda din derslerinde gördüklerimi hep ciddiye alırdım, inanırdım. 6. sınıfın yazında “Ya başka bir inancın dersi olsaydı?” diye düşündüm. Sonra her soru başka bir kapı açtı, soru sordukça bilime ve mantığa yaklaştım. Şimdilik vardığım nokta ise, bence tartışılması gereken konu tanrının varlığıdır, dinler tamamen mantık dışı ve insan uydurmasıdır. Bence tanrı da yok o ayrı 🙂

 ***

E.Ö.

Din fazla affediciydi ve tanrının affetmediği bir günah yok gibiydi.bu bana zaten hep saçma gelmiştir.sonra richard dawkins belgesellerini seyrettim ve fazla düşünmeme gerek kalmadı.kurandaki çoğu hikaye örneğin yunus peygamberin hikayesi mesela yunan mitolojisinden alınmış direk.ismimin kökenini araştırırken bunu da bulmuştum.ardından dinle bir bağlantım kalmamıştı.

***

 Yaşar

16 yasindayim suana kadar cevremde binbir turlu insan gordum dindarini yobazini ateistini hepsini gozlemledim her turlu dini okudum arastirdim ama hicbiri bana mantikli gelmedi hepsinin yalan dolandan ibaret insanlari manipule edip kontrol altinda tutmak icin,butunlestirmek bir arada tutmak icin soylenen/yayilan/inanilan bi sey oldugunu gordum.Kendine gercek musluman diyen dindar adamin da ne  oldugunu gordum,kiz kesmesi olsun sapkinligi olsun icki icmesi kul hakki yemesi olsun kufur etmesi olsun baskasini hosgoruyle karsilamamasi olsun ozellikle de dinden kor olup cahillesmesi olsun.Din yalandir,onemli olan cevresine ve kendisine iyi davranan yararli ,kendine ve etrafina bi sey katabilen-uretebilen bi birey olmaktir.

***

A.A.

Oncelikle aile yapimdan bahsedeyim.annem dindar olup her namazini kilar memur oldugu icin  basi aciktir ama.normal hayatinda kapalidir kuran okumayi bilir.babam ise dinle alakasi yoktur ama iyi bir insandir.ama ikisi de herhangi bir konuda bana baski yapmaz.kucuklugumde 6  ciltlik peygamberin hayati kitabini okudum kuran okumayi ogrenip unuttum.ama bu iste bir terslik vardi.anneme soruyordum anne peygamber neden 9 yasindaki kadinla evlenmis.annem sicak yerde kizlar cabuk buyur.ama benim hayalim almiyordu.anne peygamberin neden bu kadar cok karisi var ve simdiki insanlar tek esli.gunumuzun kosullarina gore cok esli olmak haram o donem kadinlara sahip cikmak icin gibi dusuk cevaplar veriyordu.7. Sinifta …. dersanesine yazildim.oradaki iki yuzlulugu gordum.deniz feneri davasindan bir hafta once deniz feneri adina yardim toplayanlar bir hafta sonra deniz feneriyle alakamiz yok diyordu.derslerden sonra kaldigimiz sohbetlerde namaz kilmayacam deme hakkin yoktu.ya da dini bilgileri risaleleri dinlemek istemiyorum deme hakkin.bir gun hoca beni cagirdi gel senle biri konusacak dedi.odaya gittim 20li yaslarda bi abi benle sohbet etti sorular sordu.sonra bir kac gun sonra dersane cikisi ben ve dort arkadasimi daha bi eve goturdu.ve o gun inanilmaz eglendik maklubeler playstatiton lar falan.sonra abi dedi ki bundan sonra hafta sonlari burada kalacaksiniz size ders calistiracaz.tamam dedik ne ala.sonra hepimize ev ziyareti yaparak ailemizle tanistilar.abimizle falan tanistik gel zaman git zaman dini isler agirlasmaya ders ve eglence hafiflemeye basladi.sonra (hepsi mecburi)risale okumalari namazlar ve tespihat abi sohbetleri arada ders calisma ile gunlerimiz gecti bir bucuk yil bittiginde tamamen dindar ve cemaate bagli biri olmustum.tabi bize fetonun ve said nursinin mucizelerinden bahsetmeyi unutmadilar.yok efendim fetonun su mucizeleri saidin su mucizeleri cocuk aklimla inanmistim hepsine.sonra hepimize takma ad verdiler ve binaya girip cikarken gizlice ve tek tek hareket  etmemiz soylendi.Sohbetlerde de telefonlari dinlemesinler diye odanin disinda birakiyorduk.ama sonra fark ettim ki diger abiler de takma ad kullaniyordu.sonra bir abi geldi ve bize askeri lisenin guzelliklerini anlatti heveslendirdi.tabi bir yandan sohbetlerle beynimizi yikiyor bir yandan denemeler getirip bunlari cozun deniyordu.denilenleri de yapiyorduk.sonra bir gun askeri lise icin basvuru yapin dendi ve denemeler artti her gun iki deneme cozuyorduk ama bunlarin bizim okul derslerimizle alakasi yoktu.agir duzeyde denemelerdi.sonra askeri lise sinavindan bir hafta once kampa alindik ve o kampin son gunu(sinavdan bir gun once) bize bi deneme verip bu denemeyi 2 kere cozeceksiniz dediler oyle de yaptik.sinav gunu geldi sinava girdim bir de ne goreyim o denemedeki sorularin aynisi.tabi hemen bitirip ciktim sinavi.sinavdan sonra beyin yikama devam etti.iste oraya sizin gibi dindar insanlar girsin ulke kurtulsun diye yaptik falan filan.sonra sonuclari soylememiz yasaklandi falan sonra mulakata gittim yedekten kazandim ama annem istemedigi icin gitmedim.liseye gecince tabi devam ettim abilere gitmeye.bu arada liseye gecince ogrendim ki fakir uni. ogrencilerine bu ogrencilere bakmazsan bu evde kalamazsin(ev ucuz erzak yardimi geliyor esnaf abilerden) deniliyordu.lisede ben devam ettim ama annem artik gitme dedi orada sinirimi bozan abiler de oldu ters davrandilar bende biraktim.tabi bu evlerde namaz kilmak tespihat yapmak ve ezbere bilmek risale ve fetullah gulen kitaplari okumak kurban derisi getirmek vs zorunluydu.bunlarin da etkisi oldu.sonra bi arkadasim evrim var  ama bu evrim allah tarafindan oluyor dedi ve mantikli bi sekilde acikladi.sonra arastirdim ve evrim agaci adli face sayfasini buldum.makaleleri okudum sorular sordum ve hepsinde hakli olduklarini gordum.sonra celal sengorun ali kircanin programinda muminleri nasil dumduz ettigini gordum.sosyal medyadan karikateist gibi sayfalari takip ettim efecastleri buldum ve kurani okudum.yaklasik bir bucuk yildir agnostigim.

***

A.Y.

Öncelikle abi kafamda bazı şüpheler vardı. Ama her müslüman gibi sorgulamaktan çekiniyodum ben de. Sonradan bu soru işaretlerini sorgulamadan bi yere varamıycağımı anladım. Kuran’ı okudum. Çelişen yerler gözüme çarptı. Karikateiste baktım daha da emin oldum. En son darbe ise amcamın bana seni göstermesiydi. Bütün podcastlerini dinledim. Daha önce yaptığın çalışmaları izledim ve sayende elhamdurillah ateist oldum. Doğru yolu bulmamı sağladığın için çok teşekkürler.

 ***

B.Ç.

Merhaba Efe Aydal, bu hikayeyi senin isteğin üzerine yazdım bir çalışma yapıyorsun sanırım ve ben uzun süredir çalışmalarını takip ediyorum hepsi çok başarılı ve bende çalışmalarına fırsat bulmuşken katkı sağlamak istedim.

Öncelikle ben gerçekten yobaz denilebilecek bir aileden çıktım o da şöyle oluyor ki; annem lise mezunu ve bankacı olacakken dedem tarafından hem üniversiteye gitmesine hemde çalışmasına engel olmuş. Annem çok fazla dindar değildir başı açıktır ama Allah a kesinlikle laf söyletmez veya müslümanlığın gerçekten doğru ve güzel bir din olduğunu savunur ama namaz kılmaz. Biraz batıl inançları vardır her kadının olduğu gibi. Yobaz dememin sebebi içkiye inanılmaz derece de karşıdır. İçki içen abisiyle sürekli kavga eder ve görüşmez bu tarz aşırılıkları vardır ama kalkıp da bana neden namaz kılmıyor kuran okumuyorsun demez. Gelelim Felakat kısmına. BABAM.

Biz göçmen bir aileyiz Yunanistan ve Bulgaristandan. Büyükler Trakyada yaşar ve alkolü sigarayı çok sever. Buna rağmen babam ve annesi tam tersidir. Babam Fethullahçıdır aslında. Ben kücükken bu da 6. 7. sınıf gibi bir dönem oluyor bu dönemden Lise 3 e kadar sürekli beni ve abimi kendine benzetmeye çalışıyordu. Sürekli abiler, hocalar, hacılarla tanıştırıyordu. Hatta bunların bir hocası vardı adını vermek istemiyorum. Cinle konuştuğunu rüyasında peygamber ile iletişimde olduğunu filan söylüyordu. Manyak bir ortamdı tam ruh hastaları vardı hatta her teravih namazından sonra insanlar bu adamın etrafında toplanır ve cinlerin onlardan uzak durması için hastalıklarının gitmesi için dua ederdi. Her neyse benim ilk tecrübem bir abinin yanına kuran okumayı öğrenmemiz için gitmek oldu. Ben başlarda hiç gitmek istememiştim. Yapım gereği bir iş bana zorla yaptırıldığında dayatıldığında ben o işi hiç bir zaman düzgün bir biçimde yapmıyordum. Ergenlik işte biraz asilik vardı. Bu abi denilen zibidi benim hiç çabalamadığımı ileride de kötü ahlaksız bir insan olacağımı babama anlatmış. Sadece kuran okuyamadığım için kötü bir insan damgası yemiştim küçükken. Gece saat 11 gibi babam arabayla bizi aldı. Abim de içerideydi bana küfür etmeye başladı baya ağır saydırıyordu. Ben çok korkmuştum. Eve gittiğimizde herkes uyudu ben uyuyamamıştım ve ağlıyordum. Size çok salakça gelebilir belki ama masaya oturup kuranı açtım. Sonra ağlayarak hep senin yüzünden hep senin yüzünden diye Allah isyan ediyordum. Küçükken bize sürekli kuran a saygı belden aşağı tutmayın abdestsiz ellemeyin diye anlatılıyordu. Ben o kadar sinirle ağlıyordum ki işte o an kuranı alıp fırlatmıştım. Dinden çıkmaya başlamamda ilk kez babam kuran okumak istemediğim dolayı küfür ettiği ve boğazımı sıktığı için bende islam a kin beslemiştim. O zamanlar neyin yanlış ve neyin doğru olduğunu tam bilebilecek bir yaşta değildim. Ama zamanla evrim ağacı, Richard Dawkins ve Stephen Hawking belgesellerini, konuşmalarını, denemelerini okudukça, çok da yanlış yapmadığımı bilinçli olarak anlamıştım.  Dinden çıkmamın temel sebebi ailemin üzerimde kurduğu baskıydı ve bu yaşam tarzının doğru olmadığını düşündürmeleriydi.  Bu anlattığım ilk olaydı bunun gibi bir çok olay yaşadım ve kendileri dinden soğutmuştu. Dinden çıkmam tam olarak lise 3de gerçekleşti.

 ***

B.P.

Selam, nasılsın abi nasıl gidiyor?

 İlkokulda Atatürkü allah sanıyorken ne kadar dindeydim bilmiyorum ama yine de aklımın kestiği kadar müslümandım. Sülalem kapalı ama laik dindarlardan oluşuyordu yani kara çarşaf değil aklı çalışan,geri kafalı değil . Lise1  din dersinde ders kitabını okudum hocaya sorular sordum kem küm etti sonra internetten araştırdım kendime göre doğrularımı oluşturdum.En sonunda sülaleme sordum bazı şeyleri onlar da bişey bilmeden sorgulamadan inanıyorlarmış. Ben karanlıktan korkardım bizim köyde bi yol vardı ışıksız akşamları geçmek çileydi, ulan dedim ne olabilir cinler varsa gelir döverim dedim 🙂 ve gelen bi cin olmadan geçtim, o günden sonra daha da korkmadım. Ama en büyük etken dindeki saçmalıklar ve Atamın “biz gökten ve gaipten gelen şeylere inanmayız” konuşması ufkumu açtı

 ***

A.Ş.

Öncelikle müslüman bir baba, deist bir anne ve agnostik bir abiye sahibim. Dini yönden renkli bir aile ortamımız vardı. Bundan 6 sene önce ilk olarak kafamda oluşan soru: “Neden din, inanç konusunda bir ailede bu kadar çok farklı görüş var ve ben hangisine ait olmalıyım?” oldu. Bu soruyu ailemle de görüştüm ve aldığım cevap, oku, araştır, öğren, kendin karar ver idi. Ben de öyle yaptım ve 3 ay içerisinde tevrat, incil ve kuranı sırasıyla okudum. Ardından işin bilimsel yönüne de merak sardım ve çeşitli bilimsel teoriler (evrim, big bang vs.) hakkında kitaplar okudum, belgeseller izledim. Din ve bilimin bu anlamda çeliştiği açık olarak ortadaydı. Bu ve okuduğum dini kitaplar sonucu mantıken dinin insan elinden çıkma olduğuna kesin karar verdim. Aynı zamanda gerçekten bilimsel olarak kanıtlanana kadar bir tanrı olmadığı kanısına da vardım ve ateizmin kendime en uygun düşünce biçimi olduğu da kafamda kesinleşti. O zamandan beri de hala bilim, din, bazen de felsefi yönden bu konuları araştırırım. Richard Dawkins, Sam Harris, Carl Sagan, Neil deGrasse Tyson gibi önderlerin yanında araştırmalarımda Efe Aydal’ın önerileri, düşünceleri her zaman ilk adresim olmuştur ve kendisinin bu yolda bana katkısı en az kendi kararlarıma saygı duyan ailem kadar büyüktür. Bu büyük adamlara her zaman teşekkürü borç bilirim.

 ***

M.A.

Oldukça dindar bir aileden geliyorum kendi çekirdek ailem her ne kadar normal olsa da onlar için bile bir insanın dinsiz olma düşüncesi gerçekçi değildi.

  Hikayem biraz garip yani sonuçta internette poker oynamaya başlayarak ateist olan birini tanımıyorum. poker oynamayı gerçekten seviyordum ve daha iyi oynayabilmek için olasılıkla ilgili araştırmalar yapmaya başladım o esnada “olasılıksız” adlı kitap da elime geçmişti. ha bu arada güzel poker oynardım.. Neyse, bu kitap her ne kadar kurgusal belki de oldukça fütürist olsa da bana bir kaç şey kattı. Bunlardan en önemlisi “Laplace’ in şeytanı”. Laplace denen matematikçi abimiz daha çok olasılık üzerine araştırma yapmış bir bilim insanı ve az önce söylediğim şeytan muhabbeti de bir düşünce deneyi. şu an burada açıklamayacağım merak eden arkadaşlar baksın cidden iyi. işte bu düşünce deneyini okuduktan sonra kader inancını sorgulamaya başladım. bu konuyla ilgili cesaretlenmem de farkettiğim açık sayesinde oldu. (allah her şeyi biliyorsa neden bizi sınava tabi tutuyor). başka şeyler okuyup öğrendikçe ve keşfettikçe (ama en önemlisi düşünmek, düşündükçe) imanımın zayıfladığını hissettim benim isteğim dahilinde olmuyordu bu. sonuçta bir şeyler öğrenmek inanılmaz haz veriyor ve bu hazzı yaşamak istiyordum.

 Evrim aklıma yatıyordu oldukça mantıklı geliyordu ama hala sorular vardı tam oturtamamıştım. evrimi bir kenara koysak bile hala tam olarak bilinmeyen bir şey vardı, bigbangin öncesi veya nasıl açığa çıktığı. bunun açıklanamaması uzun bir süre deist kalmama sebep oldu. sonra richard dawkins in tanrı yanılgısı kitabını almaya cesaret edebildim ve gerçekten aklımdaki soru işaretleri teker teker azaldı. ama en önemlisi bana şu anda hala bilmediğimiz ya da emin olamadığımız konuları tanrıya bağlamamıza gerek olmadığını farkettirdi

 ***

Rumuz: frenzy

İlk kuranı sonra türkçe tercüme edilmiş 3 farklı incili ve bir yahudi arkadaşımdan tevrat temin ederek okudum. 3ündede dikkatimi çeken ilk şey zaman kavramlarından bahsedilemiyor olması. Sürekli nedenler getirdi aklıma. Bu nedenlerimin cevabını halkın alim dediği hiç bir insandan net ve mantıklı şekilde alamadım. Aziz NESİN de akrabamdı. Ona sorma fırsatım olamadı ama hayat görüşü ve hikayelerinden şu sonuca ulaştım; tanrı varsa eğer onun bize ihtiyacı var, çünkü tanrıyı yaşatan da vareden de insandır. Tam olarak dinden çıkmama sebep olan şey ise. Zenginlerin duaları hep kabul oluyor, diğer insanlar yıllarca dua etmesine rağmen hiç bir sonuç alamıyorlar. Dışlandım dalga geçildim meslekte oldukça sıkıntı çektim (polis memuruyum). Ama şuanda benim sayemde mantığıyla hareket eden 3 meslektaşım daha var. Şuan için bir sıkıntı yaşamıyorum ve bir iyilik yaptığım zaman sevabı olduğu için değil,özümde insanlık duygusu var olduğu için yapıyorum. Aslına bakılırsa kendi içimde öfkemi de yaşıyorum müslümanlara karşı, dışa vurmuyorum ama. Sayımız ülke genelinde çok az sonuçta Türkiye burası

Dış tarafı denizlerle

İç tarafı cahillerle kaplı bi kara parçası

 ***

O.B.

Abi dinden cıkma hikayesini yazın demişsın, bende bı yazayım dedım. Çok da muhafazakar olmayan , ılımlı islamcı dedıkleri laik bir ailede doğdum büyüdüm. Aile apartmanında yasadığım için bütün akrabalarımla , kuzenlerimle iç içe yaşadım yıllar boyunca. Haliyle bir aile ne yaparsa başka bir aile bunu anında bilir ve yapmak isterdi. Türk ailesindeki kıskançlık yapısı işte… Neyse, ben 10-11 yasıma kadar bana gerekli dini eğitim verildi , korku bazlı tabiki. Hatta bir keresinde, namaz kılan babaannemin önünden geçmenin çok günah olduğunu bildiğim için koltuk tepelerinden geçmeye çalışırken kaburgamı kırmıştım.Orta okula kadar çeşitli duaları öğrenmiştim, İslamın , imanın şartlarını ezberlemiştim, dedem her hafta cumaya götürüyordu. Sonrasında bir gün kuzenimi kuran kursuna yazdırdılar, bizimkiler de anında “sen de öğreneceksin!!” diyerek bi sonraki gün beni de yazdırdılar. Kafamın basmaya başladığı zamanlar bunlardı işte. Başladım kursa , arap harfleri , kurallar derken kuran okumaya başladık. Aklıma bir soru takıldı o zaman ,yaşım ya 11 ya 12, dedim neden kuranı arapçasından öğreniyoruz neden türkçesini okumuyoruz, çünkü arapçasından hiçbirşey anlamıyorum . İyi bir kuran kursu hocam vardı , bana ” çünkü kuranın arapçasını okumak sevaptır, türkçesini değil ” dedi. Bu cevap bende daha fazla sorular yaratmıştı; Neden arapçasını okumak sevap ? , Yoksa allah arapça dinlemekten daha mı çok hoşlanıyor, Ben kuranı anlamayacaksam nede okuyorum ve neden allah bunu istiyor ? Bütün bu sorular benim kafamı yıllarca kurcalayacaktı. Daha sonraki yıllarda yine cahil oldum bu konularda . Yine her denilene inandım. Hatırlıyorum da , çok çok çok aptal şeylere inanmışım. Yine bir keresinde , cenabet dolaşmaktan korktuğum için , ya tam yapamamışsam diye 3 saat gusul abdesti almıştım … Kuran kursundan sonraki ikinci aydınlanmam bir halüsinasyon şeklinde oldu. Bir gece durup dururken uykumdan uyanıp bilinçsizce hareket etmeye başladım. Balkonun altında minecraftteki gibi bir zaman portalı olduğunu görüp oraya atlamaya çalıstım 5. kattan. Babam son anda beni yakalayıp içime cin girdiğini söyledi, ki babam tutmasaydı suanda bunları yazıyor olmazdım. Bu halisunasyon tecrübem bana , insan beyninin aslında ne kadar güçlü birşey olduğunu ve birçok ilizyon ve yanılsama yaratabileceğini göstermiş oldu. Bu da bana eski zamanlardaki mucize diye anlattıkları olayları , şimdiki “abi bi adam var böyle böyle yapıyor” ve cinler konusundaki yanılsamaların nasıl olduğunu az çok göstermiş oldu. Son lise yıllarımı kafamda deli sorular ile geçirdim fakat ygs lys gibi dertler yüzünden düşünmeme fırsat kalmıyordu. Sonunda üniversiteye geçtim , ingilizcem iyi olduğu için hazırlıkta çok zamanım oldu. O zamanı evrim teorisini öğrenerek ve kuranı okuyarak geçirdim. Kuranı baştan sonra okuyup içindeki tutarsızlıkları gördükten sonra , anladım ki aslında toplumun bildiği gibi birşey değil , hoşgörüymüş ,kadınları yüceltmekmiş falan hepsinin fasa fiso yalan olduğunu anladım. Üstüne evrim teorisini güzelce yabancı kaynaklardan öğrenip , üstüne birde karşıt argümanların ne kadar zavallı olduğunu görünce , resmi olarak dinden çıkmış bulundum.Bir yaratıcının olduğuna inanma ihtiyacı bana çok ters geldiği için deizmi de benimsemedim. Böylelikle kendime ateist demeye başladım .

 ***

F.K.

Bu yılın ilk gününün önceki günü yılbaşı gecesi arkadaşım ile beraberdik yatakta yatıyordum telefonla oyun yada facebook ta takılıyordum arkadaşım ile aynı odadaydık pc başında video açtıydı bi hoca sesi geliyodu aldırış etmedim sonradan birden “götüne sokmuş” kısmında başımı kaldırdım bu ne lan dedim güldüm az anlattı arkadaşım sınıftan arkadaşları ile izlemişler diğer videolarını o gün abone oldum kanalına.. evet her şey böyle başladı sonraki zamanlarda diğer videolarını izledim ramazan turu vb fallout u izlememiştim o zamanlar çok güzel olmuş gerçekten de hepsi gayet eğlenceli. O zamanlar pek inancı sağlam biri deildim 2014 yazında beraber çalışmıştık o müslüman diyordu kendisine, işte biz zaten caminin karşısında ayakkabıcıda çalışıyorduk ezan sesini en lüks yerden dinliyorduk bana azizallah de diyodu işte saygı vs bende diyodum pek sormadan saygı çerçevesi için galiba hatırlamıyorum zaten müslüman deilim rusya doğumluyum annem babam ayrıldı ikiside evlendi annem ile ben buraya yerleştik annem müslüman oldu ben de küçükken sünnet oldum yey (sünnetli ateist). 3 sınıftan 6 sınıfa muaf geçtim din derslerinden görüyodum dinliyordum iyi ki ezberlemiyordum sureleri uyuyordum öyle geçiyordu. Son 1-2 sene dinle gülüp eğleniyorduk zaten arkadaşlarla ciddiye aldığımız bir konu deil di şakasını bol yapardık git abdest al falan evet. Şimdi nasıl ateist olma sürecine girdiğimi anlatıyım.

 Bi kızdan hoşlanmıştım (ne alaka deme konuya gelicem lütfen :)) her şeyi denemeye çalışıyordum ( iyiki çalışıyordum ) davranış olarak pek kızları anladığım söylenemez 18 yaşımdayım 1 kere kız öpmedim hehe evet o ara en sevidiğim anime yi tekrardan bitiriyordum Shingeki No Kyoujin (Attack on Tittans) isimli toplam 4 anime tane bitirdim zaten çok izlediğim söylenemez en kalitelilerini ve arkadaşlarımında sevdiklerini onları daha iyi anlamak için izlemiştim. Bahsettiğim animede savaş tanırının olmadığı insanların bir duvarın arkasında dışarıda ise insanları yiyen 10-50 metre arası olan titanların olduğu bi anime ne zaman hatırlarsam tüylerim diken diken oluyor gerçekten de üzülüp ağladığım bi anime 2 sezonu gelicek 2016 da 4 gözle bekliyorum. Kendime katıcağım bir şeyler varmış duygusuyla izliyordum ve bana birşeyler kattığına inanıyorum. 2 sefer izleyip bitirdiğimde büyük bir boşluk ile açtım tekrar gözlerimi oyunları bıraktım hepsini bilgisayardan sildim , etraftaki her şey aşırı anlamsız gelmeye başladı insanların dışarıda neye niye güldüğünü anlamıyordum nefret etmeye başladım bu kısa bi süre sürdü kimsenin ciddileşiceği falan yoktu olması gereken bu bunu sonradan aldım o ara hayatın durmayan bi savaştan ibaret olduğunu anladım ateist diyebilmeye başladım kendi kendime . Bi tanrı olsaydı her şeyi böyle vahşice yapamazdı yapsaydı bile yapmasaydı keşke diyordum ve başıma bir şey gelirse dua etmek yardım beklemek yerine kalkıp bir şeyler değiştirebilecek tek kişi bendim düşüncesini aşıladım kendime… Ama hala tam olarak ne yapmam gerektiğini bilmiyordum hayatım boyunca birilerinin götünü yalamak istemiyordum  kendim bir şeyler yapmaya cesaretim yok 11. sinifa geçiyorum aklımda kesin bir üniversite daha yok. Yotubede o ara senin efecastleri görüyordum bi ara açtım baktım 1 saat wao dedi kapattım. Kirmizi hap videosuna kadar aklımda olan çoğu soru yerine oturdu yeni efecastleri dinlemeye ve 0 efecast ten dinlemeye başladım hepsi bitti şu an yenilerini bekliyorum . Doğru güzel şeyler söylüyorsun anlatıyorsun mesela şu olan olayları protestoları anlamıyordum bi yerde de onlar haklı diyordum herhalde yada onlar sadece bir şeyler değiştirmek istiyorlar diye düşünüyordum . Podcastlerde anlattıklarına hak verdim ve gerçektende öyle olduğunu anladım. Artık kendime rahat rahat ateistim diyebiliyorum (ailem hariç :/ ileride açıklamayı planlıyorum ) arkadaşlarımın tamamı bunu biliyorum sayende de cevap veremeyeceğim bi soru olmadığını fark ettim her şeyi bilemessin ama her şeyi öğrenebilirsin. hala inanan arkadaşlarım var onlara da az sorgulamayı aşılamaya çalışıyorum tabi arada şaka muhabbet yerinde mesela arada konu deyinince. Wing Chun a da başladım seni dinleyerek çok güzel hoşuma gidiyor 3 hafta oldu daha ama en az 2-3 yıl devam etmek istiyorum, ileride bana katkıları olucak her konuda kendimi geliştirmeye başladım belgesellerde izlemeye başladım adamlar uğraşıyor teoriler ile matematik ile hayatlarını sırf daha cevaplandırılmammış soruları cevaplandırmak için uğraşıyorlar gerçektende helal olsun… Evet sanırım gene çok uzadı umarım okumaya üşenmessin abi bi yazıya kişilerin nasıl ateist olduğunu toplamak istiyordum yazmışsın bende zaten sana mesaj atmayı planlıyordum şimdiye denk geldi kendine iyi bak Antalya yanın saunalarına bekleriz 😉

Advertisements